Bir insan sadakatsizlik, hainlik edebilir, hatta en kötüsünü yapıp cinayet işleyebilir ve yine de suçsuz kalabilir. Fiil henüz hakikatin kendisi değildir. Sadece bir sonuçtur; ve insan bir gün yargıç sıfatıyla çıkıp bir hüküm vermesi gerektiğinde polis raporundaki olgularla yetinemez, hukukçuların gerekçe dedikleri şeyi de bilmesi gerekir.
Hayatın sonuna doğru olgular itiraflarını, işkence sandalyesindeki sanıklardan daha yüksek sesle haykırır. Sonunda her şey yaşanıp biter, ortada yanlış anlaşılacak bir şey yoktur. Fakat kimi zaman olgular yalnızca sonuçların zavallı tezahürleridir. İnsan yaptığıyla değil, bu yaptığının arkasındaki amaçla kendini suçlu hale getirir. Her şey amaçta saklıdır.
Bu nasıl bir iktidardı? Kurulan her iktidarda, neredeyse hissedilmeyen, hafif bir küçümseme vardır: Üzerinde hakimiyet kurulana yönelik bir küçümseme. Bir insan ruhuna ancak o insanı tanıyarak, anlayarak ve çok ölçülü bir şekilde küçümseyerek hakim olunabilir.