Onun yanında kendimi olduğumdan daha üstün buluyordum ; çünkü onun yanında, olabileceğim ne varsa, hepsini olabiliyordum. Tanrım ! Onun yanında, ruhumun tek bir gücü kullanılmadan kalır mıydı hiç ?
“Yeryüzü yaşamının basit bir inanç sistemi vardır. Siz bu gezegenin sahipleri değilsiniz, bu gezegenle ilgili kararlar verip ahkam kesemezsiniz. Sizler bu gezegende sadece misafirsiniz. Bedenleriniz sadece konak. Bir gün ışık olur ve hak ettiğinizi bulursunuz. İlahi bir ruhun çıkıp size ne yapmanız gerektiğini söylemesine ihtiyacınız yok. Aklınız ve vicdanınızı dinleyeceksiniz. Koruyacak ve kollayacaksınız. Yetinecek ve paylaşacaksınız. Hak görmeyecek ve zarar vermeyeceksiniz. Açgözlülük etmeyecek, çalmayacaksınız. Tapınmayacak, bakacak ve göreceksiniz ve anlayacaksınız.
“Mevsimler değişir,” diye ekledi Sina ona. “Kışı atlatırsın çünkü ardında bahar olduğunu bilirsin. Gökyüzünü böyle izlersen gökyüzünün altında yaşayabilmeyi önerirsin.”
“Yitirdiklerinle umutsuzluğa kapılırsan, boşuna yitip gitmiş olurlar.” dedi Arın.
“Ben kaybettiğim her şey için, kazanacak bir şeyim olduğuna inanırım. Bu, yitirdiklerini yaşatır, kayıplarına anlam katar. Rüzgâr eser yapraklar dökülür, kış gelir dallar kurur, güneş açar ki yeniden çiçeklensin ağaçlar. Yaprakları döküldü diye ağlarsan yeni açacak çiçeğe haksızlık etmez misin ? Bir yaşam bittiğinde başka bir yerde başka bir yaşam doğar, bu sadece yaşama değil ölüme de anlam katar.”