youtube.com/watch?v=tfp_ZRY...
Hayvan sever, daha çok da kedi sever.
Kediler asla dağınık değildir, her şey onların istediği yerdedir.
Fazla kitap yoktur, az raf vardır.
... ufacık çocukların ekran başına kapanıp gerçek dünyayı bir yana atarak eğlencenin sadece yeni öldürme biçimleri yaratmaktan ibaret olduğu hayal dünyasına kapılmalarından nefret ediyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sana bu satırları, seninle dolu beş kitabı bitirmiş bir yüreğin ağırlığıyla yazıyorum. Çocukluğunu, yoksulluğunu, hayallerini, cephedeki yalnızlığını, devrimlerini, yalnız geçen son yıllarını ve nihayet gözlerini bu dünyaya kapattığın o anı… Hepsini yaşadım. Hepsinde sana biraz daha yaklaştım.
Seninle birlikte Selanik sokaklarında koştum. Harp Okulu’nda defterlerini karıştırdım. Trablusgarp çöllerinde güneşi birlikte yuttuk. Anafartalar'da ölüme birlikte baktık. Samsun’a birlikte çıktık. Erzurum’da, Sivas’ta, Ankara’da soğuk duvarlar arasında birlikte direndik. Ve sonra Cumhuriyet’i seninle birlikte kurduk. Alfabeleri değiştirdik, fabrikalar açtık, okullar inşa ettik, halkı uyandırmaya çalıştık. Yorulduk... ama asla vazgeçmedik.
Her satırda daha çok sevdim seni. Her devrimde biraz daha saygı duydum. Her yalnız kaldığında içim burkuldu. Ve o son sayfada, ömrünün tükenişini okuduğumda… içimden bir şeyler koptu. Sana sadece bir minnet borcum olmadığını anladım. Aynı zamanda seni anlamak, anlatmak, senin bıraktığın yerden devam etmek gibi bir sorumluluğum da var.
Sana söz veriyorum Paşam: Öğrettiklerini unutturmayacağım. Çocuklarıma seni anlatacağım. Adını kalbimde taşıyacağım. Bazen ağlayacağım, ama asla vazgeçmeyeceğim.
Rahat uyu. Çünkü biz buradayız.
Saygı ve özlemle,
Bir Cumhuriyet evladı:
Uğur
10 Kasım'da Türk'ün çarpan kalbi durmuştu. Atatürk'ün odasında ve Saray'da derin ve ruhanî bir sükûnet sürerken, saatin 9.05'i gösterdiği tiktaklarının sesine Dr. M. Kemal Öke ve Dr. Kamil Bey'in hıçkırıkları katıldı. Prof. Dr. Akil Muhtar çaresizlik içinde "Aman Yarabbi" diyordu. Biraz ötede Kılıç Ali, donuk gözlerini önderinin cansız bedenine dikerek ağlıyordu. Muhafız Komutanı Hakkı Bey donmuş bir heykel gibi ayakta dururken onun yanındaki Hasan Rıza ayak ucuna ağlayarak kapandı. Sesi boğuktu:
- Kılıç!.. Bak koskoca bir tarih göçüyor.