“..Ne zalim mahluk! Kendisiyle konuşurken sesimin nasıl titrediğini de hiç işitmedi mi? Şefkatle dolu bakışlarımın okşamalarını derisi üstünde hissetmedi mi? Bir gün, ağacın dibinde onun yanına çöktüğüm vakit, kalbimin nasıl küt küt ettiğinin farkına varmadı mı? Onun kafasında ve gönlünde hiçbir iyi etki bırakmadan mı geçip gittim? ..Adam sen de..”
“..Bunu bir türlü tespit edemiyorum. Sanıyorum ki, güldü. Fakat gülüşü alaycı mıydı? Yoksa bir tanıdığa beklenmeyen bir anda rastgeldiği vakitki gülüşlerden biri miydi?..”
“..Ne bu zırlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek..”
“..Bu köy, burada tek başına küflenmekte ve ben tek başıma gözyaşlarımı içime çekmekte devam edeceğim. Bir türlü kaynaşamayacağız.
..Bu kaynaşma için bize cihanın baştan başa tutuşması yetmedi. Bu ayrılık bizi mahşer gününde bile bir araya toplayamadı..”