Zavallı! Deli değil misin sen! Kendi kendini aldatmıyor musun? Bu çılgın, sonu gelmez ihtiras da neyin nesi? Ondan başka hiçbir dileğim yok, hayalim de sadece o yaşıyor.
Bunlar senin elinden geldi, tozlarını sen silmişsin, onları binlerce kez öptüm, onlara sen dokunmuşsun! Sen gökyüzünün meleği, kararımı uygun buluyorsun; sen, Lotte bu silahları bana kendi elinle uzatıyorsun. Ölümüm senin elinden olsun isterdim; işte oluyor. Uşağımı sorguya çektim. Silahları verirken titremişsin, elveda bile dememişsin! Yazık! Çok yazık! Bir elveda çok muydu! Beni sana ebediyen bağlayan o an uğruna, kalbini bana kapayacak mıydın? Lotte, dudaklarımdaki iz asırlar geçse yine silinemez! Hissediyorum, senin için yanıp tutuşan bu kalpten nefret edemezsin.
26 Kasım
Bazen kendi kendime şöyle söylüyorum; eşi benzeri olmayan bir kaderin var, senin dışında herkes mutlu (yani kimse bu kadar acı çekmemiştir.) Sonra eski zamanlara ait bir şairi okuyorum. Kalbimin derinlikleri görüyormuş gibi oluyorum. Çekeceğim çok şey var daha! Ah, benden önce yaşayanlar bu kadar acı çekmiş midir acaba?