Roman, Yusuf’un ailesini trajik bir şekilde kaybetmesiyle başlıyor. Daha sonra bir kaymakam tarafından evlat edinilmesi kaymakamın eşi Şahinde’nin Yusuf’u hiçbir zaman tam anlamıyla benimsememesi ile devam ediyor.
Kitapta anlamakta zorlandığım karakterlerden biri Kübra oldu. Yusuf’a neden bu kadar bağlandığını ve bazı davranışlarının arkasındaki motivasyonu tam olarak kavrayamadım.
Aynı şekilde kaymakamın Yusuf’u sevmesine rağmen ona daha sağlam bir gelecek hazırlamaması, onu belirli bir meslek sahibi yapmak için daha fazla çaba göstermemesi de bana eksik gelen noktalardan biriydi. Ama gelecek hazırlasaydı zaten bu romanın sonu olmazdı :))
Lisede edebiyat dersimde romanın aynı evde büyüyen çocuklardan ve evlilikleri anlattığını duymuştum. Ancak Muazzez’in duygularını önce dile getirmesi beni şaşırttı. Bu hamleyi Yusuf'tan beklemiştim. Bir diğer üzücü olay ise Ali’nin ölümüydü. Bu olayın, suçluların zenginliği ve nüfuzu sayesinde kolayca kapatılabilmesi kitapta adaletsizlik temasını çok güçlü hissettirdi.
Yusuf ve Muazzez’in evliliği beni mutlu etmişti. Ancak kaymakamın ölümüyle Şahinde’nin para hırsı ve kızını uygunsuz ortamlara sürüklemesi olayların giderek kötüleşmesine neden oldu. Bu noktada Yusuf’un Muazzez’i suçlamaması ve asıl sorumluların kim olduğunu görmesi, onun karakterine olan saygımı artırdı.
Kitabın sonu ise beni en çok etkileyen kısımdı. Yusuf’un Muazzez’i kurtarmaya gelişi, evde yaşanan silahlı çatışma ve ardından Erdemit’ten kaçarken Muazzez’in vurulduğunun ortaya çıkması oldukça sarsıcıydı. Kendimi "Ölmesin ya" derken buldum. Muazzez’in ölümüyle roman çok acı bir şekilde sona eriyor. Kitabı bitirdiğimde uzun süre bu sonu düşündüm ve açıkçası beklediğimden çok daha fazla üzüldüm