Böylesi bir medeniyet ben-idrakinin en çarpıcı tarihi misali Hint medeniyetindeki dışlayıcı kast sisteminin temelini dokuyan Arî (Aryan) ben-idrakidir.
İnsanın kendi ben-idrakini bir varoluş anlamı olarak çözülememesi sürekli bir kimlik kaymasını da beraberinde getirmektedir. Son zamanlarda Türkiye'de gizli Osmanlıcılık'tan tek partili dönemin devrimci söylemine, sembolik islamcılık'tan sembolik sekülerizme kayan kimliklerin konjonktüre bağlı olarak sürekli eksen değiştirmesi de bu iç çelişkinin doğal bir sonucudur.
Bu noktadaki temel tezimiz, insanın ben-idrakini dokuyan temel unsurların, kendi zatı (ego) ile bu zatın varoluşunu idrak ettiği hayat dünyası ve bu ikisinin de kaynağı olan Mutlak Varlık-Tanrı ya da Tanrı'nın bu unsurlarla panteizm veya materyalizm şeklinde özdeşleştirilmesi arasındaki varoluş idraki olduğudur.
Tarihi kırılma öngören devrimci retorikler, eski ben-idrakinden daha güçlü alternatif ben-idrakleri oluşturmadıkları sürece total bir medeniyet aktarımı gerçekleştiremezler ve uzun dönemli medeniyet tarihinde sadece konjonktürel etkide bulunan geçici dalgalanmalara yol açabilirler.