“Sahi rüyada mısın ki? Dur düşünme, bak kim geliyor... O. O kim? O işte ya. Sana sebepsizce, tamamen açık olan kişi. Senin çıkarsız sevdiğin kişi... Sana herkesten kaçak sofra kuran, ekmeğini seninle paylaşan, her başarında yanında olan, her umutsuzluğunda seninle kendi umutlarını paylaşan o kişi... Sen onu ne kadar üzsen de seni satmayacak, yalnız bırakmayacak kişi... Bırak en zoru, ilk zorlukta bile sırtını değil yüzünü dönecek, sen git desen de kalbindeki yalvarılır duyacak kişi... Bir insan bu kadar hoş mu olur? Evet dünyanın en mükemmeli o değil, ama senin son durağın o. Arayışının sonu be işte. Kalbin ısındı mı? Ayakların üşümüştü sahilde sabah suları ile, onlar bile hayatı onunla yürümeye hazır. Senin yanına geliyor, gülümsüyor. Şimdi görüntü daha mı net? Daha mı canlı renkler? Elini tuttu. Of of of, işte şimdi hissettin yaşamı. Parmak aralarında olan her bir parmak sana sevgi ile karışık huzur ve yarınların umudunu veriyor. Mutluluk değil bu, daha ötesi. Mutluluk sadece bir aşama ise sen şu an sondasın. Tamamsın. Artık siz 1+1 değilsiniz, kocaman kalan bir “bir”siniz. “