Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “Yüz bin liralık bir ev gördüm,” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır.
Büyükler hiçbir şeyi asla kendi başlarına anlayamıyorlar; onlara her şeyi açıklayıp durmaksa, çocuklar için gerçekten çok yorucu…
Bu dünyada hayatta kalabilmek için beyaz adamın dilini öğrenmeliyiz, ama sonsuza kadar yaşamak için kendi dilimizi bilmemiz gerek.
Darryl Babe Wilson ( Amerikan yerlisi)
Birazdan doktorun elleri, kaburgaları kesip Alef' in kalbine dokunacaktı. Adamın hem fiziksel hem de manevi anlamda yaralanmış kalbini detaylı bir şekilde inceleyeceklerdi. Göğüs ve karın bölgesindeki diğer organlar kalbe gösterilen bu yakın ilgiyi kıskansa da aynı eldivenli eller hepsiyle benzer şekilde tek tek ilgileneceklerdi.