Okuduğum kitaba dair neyi nasıl anlatacağımı bilemediğim bi andır bu..
Kitap hem beğenip hem beğenmediğim; okumak içn heveslendiğim, elime alınca hissizleştiğim, ilk sayfasından son sayfasına kadar batıl inançların hüküm sürdüğü bir kitap..
Betimlemelerin yada tasvirlerin olmadığı, olay cümlelerinin yoğunluk olduğu bi içeriğe sahip kitap. Dili zorlayıcı değil, gayet okunaklı ve anlaşılır.
Köy hayatıyla başlayıp şehir hayatıyla biten bir ailenin hayatını yada dramını konu alıyor kitap. Aktaş ailesi ve ailenin hurafelerle dolu günleri, geceleri sabahları, akşamları anlatılıyor. Anne-babanın çocuklar üzerinde sürekli etkisini yoğun bi şekilde hissediyoruz okurken. Ve biz yetişkinlerin de çocuklar konusundaki tutumumuzu biraz denetlememizi sağlayacak türden bi kitap.
Kısmen beğendim kitabı. Kısaca genel bi özet geçmek gerekirse;
Her sayfasında farklı bi mesele, her paragrafta başka bi inanç.. Çocukların her yaptığını bir cin musallat olmasına bağlayan ebeveynler.. Hep bi o oldu bu oldu şu oldu bitti, gitti, geldi, etti tarzında hep bi heyecan halindeler.. Yani okurken soluklanmak yok.
Aslında kitabın ana konusuna bakınca bizim geldiğimiz o eski adetlerimizi gün yüzüne çıkarıyor. Muhakkak ki çevremizde hâlâ hurafe, batıl inanç olarak gördüğümüz adetler yapılıyodur. İşte bu kitapta tam olarak bunu yansıtıyor. Toplumun gerçek yapısına değinmesi yönünden sevdim sadece.. Birçok okur tarafından beğenilen ve çok rağbet gören bir kitap, okumanızı tavsiye ederim elbette ki..
Velhasıl kelam..
Okumadığınız gün olmasın..