Baş karakterimiz George, yazarımız kendi ismini vermiş. 45 yaşına gelmiş ve orta halli bi yaşam sürmekte George. Kitabın başlarında yaptığı işten (sigorta pazarlamacısı) ve takma dişlerinden bahseden bi karakterimiz var. Dişlerine biraz fazla özenli ve takıntılı diyebiliriz aslında.
İlerleyen sayfalarda da geçmişe gidip, çocukluk ve gençlik dönemlerinden bahsetmekte. Bunları da yine baş karakterimiz George'nin ağzından okuyoruz. Aslında o zamanları aynı zamanda savaş öncesi ve sonrası olarakta niteleyebiliriz. Çünkü önceden kendisine huzur ve mutluluk veren şeyler savaş sonrasında hiç eskisi gibi bir tad vermiyor kendisine. Geçmişe dair hatıralarını anlatan George, çocukken en çok yapmaktan mutlu olduğu balık tutma aktivitesine olan özlemini de sıkça dile getiriyor. Çocukluğunu geçirdiği o güzel günleri, yaşadığı yere tekrardan gidip yine eskisi gibi içi huzur dolsun istemekte. Ama gittiği zaman hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ve savaştan sonra herşeyin değiştiğini gözleriyle görüyor. Savaşın etkilerini zaten biliyordu ama gözleriyle görmesi daha ayrı bişeydi George için.
Geçmişi ve şimdiki zamanı içinde bocalayan bi karakter aslında.
Eskiye dair hissettiği özlem,
Savaşın önceki hayatını alıp götürmüş olması,
Geriye eski heyecanı ve düşlerini bırakmamış olması..
Her ne kadar 1900lü yılları, 1. ve 2. Dünya Savaşı arasında geçen dönem söz konusu olsada, aslında günümüz ile bağdaşacak çok şey mevcut. Çıkarılacak anlamlar olsada açıkçası okurken çoğu yer beni sıktı. Bazı bölümlerini zorlayarak okuduğum diyebilirim.
#alıntılar
"Geçmiş tuhaf şey, hep yanınızda taşıyorsunuz."