Yolculuk edemeyen insanlara neden acırız? Dıştan genişleyemeyecekleri için içlerinde de yayılıp genişleyemezler de ondan; ken dilerini çoğaltamazlar, böylece kendi içlerinde kapsamlı gezilere çıkamazlar, başka kim ve ne olabileceklerini keşfetme fırsatından yoksun kalırlar.
Hayal kırıklığı merhemi. "Sık sık alay ederdi," demişti Joao Eça, Prado hakkında, "biz insanların dünyayı, kendimizin ve arzularımızın konu edildiği bir sahne gibi görmemizle. Bu yanılgıyı bütün dinlerin kaynağı sayardı. 'En ufak bir doğru yanı yok,' derdi, 'evren öylece var, başımıza ne geldiği onun umurunda değil, hiç umurun da değil."'
Dikotomi olarak andığına bu kozmolojik yapıda tanrılar yeminli düşmanlardan öte birbirini tamamlayan karşıt kutuplardır birbirlerine ihtiyaçları vardır.
Aşk!! Sarp kayaların dehlizinde saklı, tılsımlı define gibidir. Ele geçirilmesi bir hayli zor... Sabır ve meşakkat ister.
Ele geçen definenin muhafazası ise o defineyi bulmaktan daha zor...Sadakat ve istikamet ister...
Maşuk!! Kaf dağının ardındaki zümrüd-ü anka kuşu gibidir. Pek nazlıdır, hiç ihmale gelmez...Teslimiyet ve muhabbet ister...
Âşık!! Aşığın durumu ise çok farklıdır. Ne cehennem ister ne cennet. Ne saltanat ister ne servet. Sevildiğini bilmek yeter ona. Buna da diyet ister... En mühimi de, koca bir yürek ister...
O koskoca yürek sende var sevgilim. Bana kısacık hayatımda bunu gösterdin. Şimdi yüreğini karanlığa hapsetme. Lütfen...
Senden tek isteğim hayatı kendine zindan etme. Ölüm bizi ayıramaz ama sen o can parçası gönlünü ziyan etme...