Edgar Allan Poe bence -ki bencenin de ötesinde- tartışmasız bir efsane.
Özellikle Amerikan edebiyatı denildiğinde aklıma ilk gelenlerden.
Ama bu kitap olmamış. Nedenini tam çözemedim ama birşeyler eksik. Öncesinde tanıdığım Edgar Allan Poe değil.
Eser, Edgar Allan Poe hikayelerinden oluşuyor. Aslında yazarın başka yayınevlerinden okuduğum başka hikayeleri oldukça akıcı gelmiş ve beni etkilemişti.
Oysa bu eseri okumak benim için çok zor oldu.
Uzun duraksamalarla okuyabildim.
Bilemiyorum başka okurlar keyif almıştır belki ama ben alamadım. Bunun sebebi çevirmenin de etkisi olabilir. Çevirmen en az yazar kadar etkilidir bir eserde. Benzer atasözleri, benzer deyimler bulmak, kültürel farklılığı dengelemek ustalık işidir. Ayrıca sayfanın yarısını işgal eden çevirmen notları da oldukça dikkat dağıtıcı etkiye sahip. Bunlar kitabın arkasında verilebilirdi. Nitekim ben pek tat alamadım.
Bu tür durumlarda İngilizce bilmenin kıymetini çokça anlıyorum. Çünkü en iyisi aslından okumak olsa gerek. Tavsiye etmem, başka derlemelere ulaşmanız daha iyi olacaktır.
İlk bakışta gördüğünüz ilk üç kelimeyi yazın.
Mevcut psikolojik halinizin yansımasıdır.
(Böyle bir şey gerçekten olduğundan şüpheliyim ama kafa dağıtmak için iyi olabilir.)
Bu uyarımı daha önce başka bir incelemede daha yazmıştım. Burada da yazmam gerektiğini düşünüyorum. Baştan belirteyim garip garip anlamlar çıkmasın, burada yazarın şahsı ile ilgili düşüncemi değil, eserle ilgili görüşlerimi paylaşıyorum ama yazara toz kondurmayız derseniz yapacak birşey yok, okumamanızı, ya da okumadan yorum yapmamanızı tavsiye ederim. Sadece ESERLE ilgili düşüncelerimi ve deneyimimi yazmaya başlayayım o zaman!
Zülfü Livaneli gerçekten harika eserlere imza attı ve bu eserler de okur tarafından gereken ilgiyi gördü. Ancak Balıkçı ve Oğlu' nun hem yazarın ortalamasının oldukça altında olduğunu hem de gelişigüzel yazılmış bir uzun hikaye olduğunu düşünüyorum.
Eserde yazarın dikkat çekmek istediği uluslararası göç ve bu noktada yaşanan dram gerçekten saygıyı hakediyor ama bunun eser bütününe akıcı aktarımı söz konusu değil.
Hikayenin içerisinde ilerlerken birden reklam arası gibi araya serpiştirilmiş göç konusu hem bütünlüğü bozmuş hem de hikayenin akıcılığını olumsuz yönde etkilemiş.
Buradan sonrası spoiler içerebilir.
Hikaye Bodrum' un kırsalında geçimini balıkçılık yaparak sürdüren, dürüst, iyi niyetli, dini hassasiyetleri olan ama bir yönden de bu konuda farklı düşünceleri olan Mustafa, Mustafa' nın hayat arkadaşı Mesude ve elim bir kazada denizde kaybolan Deniz' in hayatını anlatmaktadır.
Oğulları Deniz' in kaybından sonra Mustafa ve Mesude kendi içine kapanmış, özellikle Mustafa kendini sosyal hayattan tamamen soyutlamıştır. Kimseyle konuşmaz, gülmez, eğlenmez, arkadaşlarıyla görüşmez, hatta belki hiç üzülmez. Mustafa duygularını yitirmiş bir halde yaşamaktadır. Hikayenin ilerleyen kısımlarında öğrendiğimiz üzere Mesude' nin bir kez daha hamilelik yaşaması ve bebek sahibi olması, Mesude için büyük risk taşımaktadır. Bu sebeple evladını kaybeden ailemiz