Kitabı; geçen günlerde tatilde kafa dağıtmak için okumaya başladım ve kendi adıma fark ettiğim ilk şey, okuma alışkanlıklarımın değiştiği oldu. Üslup bakımından kitabın dili çok sade, sayfalar akıp gidiyor okurken. Bu yüzden kitabı bitirmem çok uzun sürmedi. Ayrıca 4 kitabın 4 kadın karakter üzerinden anlatılması, bende 4 ayrı kitap okuyormuşum hissini uyandırdı.
Gerçekten de kitabın kendine has bir samimiyeti var, okurken kendimi hep başka bir karakteri yerine koydum diyebilirim. Öte yandan, tüm bu samimiyete rağmen, kitaptaki -kendime göre- aşırı duygu dolu anlatımın eseri basitleştirdiğini ve benim için bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başladığını söylemeliyim. Muhtemelen örgü örmek benim de tutunacak tek dalım olsaydı, ben de aynı şekilde davranırdım ancak -belki de kitabın hedef kitlesinden olmadığımdandır- neredeyse her bölümün başında yer alan özlü sözler, sanki okuyucuyu örgü örmeye zorluyor, hatta kitabın sonundaki battaniyeyi örmemek için kendimi zor tutuyorum :)
Karakterlere gelecek olursam, kitapta yer alan kadın tasvirlerini çok beğendim. Lakin kitaba hakim olan iyimserlik ve zıt karakterlerin kasıtlı olarak iyi anlaştırılması, bir noktada beni İpek Ongun'un çizmiş olduğu iyimser dünyaya götürdü.
Kısacası, kitabı çok beğendiğimi söyleyemem ama kitabı okuduğum için pişman değilim. Her kitabın iyi ve kötü yanları var, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim. (tabii okumadan önce incelemelere bakıyorsanız)
Bu yorum spoiler içerebilir de içermeyebilir de. Kitabı okumadıysanız ne olur ne olmaz dikkatli davranın :))
Maddeden önce manayı aramayanlar “açlık” kavramını yalnızca karın tokluğunun durumuna göre değerlendirir. Birçok kişi fiziksel açlığın yanında “ruhsal” açlığı göz ardı eder ancak bir Knut Hamsun romanında durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Ayrıca yorumuma başlamadan önce, kitapta Rus edebiyatı havası hissettiğimi de söylemem gerek.
Kitaptaki kahraman, maddi ve manevi açlığı temsil eden en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Fazla kalın bir eser olmamasına rağmen, son sayfaya kadar kitabı ilgiyle okudum ve kısa sürede bitirdim. Şükürler olsun, hayatta her yönden böylesine büyük bir açlıkla karşılaşmamış olsam da eserdeki çaresizlik duygusunu sonuna kadar hissettim ve zaman zaman farklı konularda aynı duyguyuları kendimin de yaşadığını anladım. Aslına bakarsanız hepimiz bir şeylere açız ancak bu açlık baş gösterdiğinde karnımızı ve kalbimizi yanlış şekilde doyurduğumuz için hiçbir şeyin farkına varmadan yaşayıp gidiyoruz. Karakterimiz de maddi imkanlarından dolayı aynı şekilde hareket ediyor. Başta para olmak üzere eline geçenlerle bocalıyor ve ne yapacağını şaşırıyor.
Günümüz şartlarında hepimiz kazandığımız parayla ne yapacağımızı aşağı yukarı kestirebiliyoruz ve bu, karnımızı doyurmak için yaptığımız en temel şey. Bununla birlikte konu ilişkilerimize gelince birçoğumuzun eli ayağına dolanıyor ve açıkçası karakterimizin tutumlarında da bir benzerini sezdim diyebilirim.
Son olarak kitabın anlatımından bahsetmek istiyorum çünkü kurgusundan diline kadar her yönüyle zevkle okudum. Keşke daha uzun bir kitap olsaydı diyeceğim, çünkü hikayenin heyecanlı bulduğum
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,7bin okunma