Melis

Melis
"Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok."
Öğrenci
17 Şubat
33 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Dünya Nimeti - Knut Hamsun
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Bu kitabın bir bölümü yanlış hatırlamıyorsam lisede edebiyat dersinde karşıma çıkmıştı ve tam halini okumayı hep istemiştim. Yıllar sonra İstanbul’da bir sahafta hem eski bir basımını hem de iki cildini de beraber görünce hemen aldım. Bu arada sanıyorum ki kitabın iki cildin bir arada olduğu bir baskısı da mevcut. Kitabı genel olarak beğendim, aslında kitabın başka yorumlarında kitabı beğenmeyen daha doğrusu sıkıcı bulan birçok kişiye rastladım. İkinci cilt özelinde konuşursam yer yer ben de kitabı sıkıcı buldum çünkü olay örgüsü ilk cildin aksine ilgimi çeken çok az konuya değiniyordu. O yüzden ilk cilt hakkında yazacağım. Birinci cilt, dolayısıyla kitap Norveç’in kırsalına yerleşen bir adamın zamanla gelişimini anlatıyor. Kitaptaki üslup ve karakter analizleri hoşuma gitti. Zamanın bizde bıraktığı olumlu değişimleri seven biri olarak, kitap bana insan emeğinin değerini ve gösterilen çabanın her zaman karşılık bulacağını bir kez daha hatırlattı. Son olarak, beni kitabın içine çeken o ilk cümleleri paylaşmak istiyorum: “Bataklıklardan geçerek ormana giren bu uzun patikayı kim mi açtı? O adam, buralara gelen o ilk insan açtı. Ondan önce bu yol yoktu henüz.” Keyifli okumalar!
Edebiyat
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020958 okunma
Reklam
8/10
·218 syf.··
2022 2. kitabı
Aylar öncesinde bir fuardan aldığım kitabı okuma fırsatını ancak bulabildim. En sevdiğim yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin belki de şimdiye kadar okuduğum en nahif öyküsü olabilir. Kitap sade bir dille yazıldığı için kısa sürede bitirdim ve kitabı okurken kendimi hep karakterlerin yerine koydum diyebilirim. Sade diline rağmen, eserdeki anlatım benim için etkileyiciydi. Özellikle de kişilere dair tasvirler, eserde yapı bakımından en çok beğendiğim kısım olabilir. Benim için içine girip hayal etmesi kolay ve zevkli olan bu eseri okumak, beyaz gecelerdeki hikayeye ve ardından o gecenin sabahına şahit olmak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar dilerim :)
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Küçük Mucizeler Dükkanı - Debbie Macomber
6/10
·480 syf.··
2022 1. kitabı
Kitabı; geçen günlerde tatilde kafa dağıtmak için okumaya başladım ve kendi adıma fark ettiğim ilk şey, okuma alışkanlıklarımın değiştiği oldu. Üslup bakımından kitabın dili çok sade, sayfalar akıp gidiyor okurken. Bu yüzden kitabı bitirmem çok uzun sürmedi. Ayrıca 4 kitabın 4 kadın karakter üzerinden anlatılması, bende 4 ayrı kitap okuyormuşum hissini uyandırdı. Gerçekten de kitabın kendine has bir samimiyeti var, okurken kendimi hep başka bir karakteri yerine koydum diyebilirim. Öte yandan, tüm bu samimiyete rağmen, kitaptaki -kendime göre- aşırı duygu dolu anlatımın eseri basitleştirdiğini ve benim için bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başladığını söylemeliyim. Muhtemelen örgü örmek benim de tutunacak tek dalım olsaydı, ben de aynı şekilde davranırdım ancak -belki de kitabın hedef kitlesinden olmadığımdandır- neredeyse her bölümün başında yer alan özlü sözler, sanki okuyucuyu örgü örmeye zorluyor, hatta kitabın sonundaki battaniyeyi örmemek için kendimi zor tutuyorum :) Karakterlere gelecek olursam, kitapta yer alan kadın tasvirlerini çok beğendim. Lakin kitaba hakim olan iyimserlik ve zıt karakterlerin kasıtlı olarak iyi anlaştırılması, bir noktada beni İpek Ongun'un çizmiş olduğu iyimser dünyaya götürdü. Kısacası, kitabı çok beğendiğimi söyleyemem ama kitabı okuduğum için pişman değilim. Her kitabın iyi ve kötü yanları var, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim. (tabii okumadan önce incelemelere bakıyorsanız)
Küçük Mucizeler DükkanıDebbie Macomber · Martı Yayınları · 201816,1bin okunma
8/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Bu yorum spoiler içerebilir de içermeyebilir de. Kitabı okumadıysanız ne olur ne olmaz dikkatli davranın :)) Maddeden önce manayı aramayanlar “açlık” kavramını yalnızca karın tokluğunun durumuna göre değerlendirir. Birçok kişi fiziksel açlığın yanında “ruhsal” açlığı göz ardı eder ancak bir Knut Hamsun romanında durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Ayrıca yorumuma başlamadan önce, kitapta Rus edebiyatı havası hissettiğimi de söylemem gerek. Kitaptaki kahraman, maddi ve manevi açlığı temsil eden en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Fazla kalın bir eser olmamasına rağmen, son sayfaya kadar kitabı ilgiyle okudum ve kısa sürede bitirdim. Şükürler olsun, hayatta her yönden böylesine büyük bir açlıkla karşılaşmamış olsam da eserdeki çaresizlik duygusunu sonuna kadar hissettim ve zaman zaman farklı konularda aynı duyguyuları kendimin de yaşadığını anladım. Aslına bakarsanız hepimiz bir şeylere açız ancak bu açlık baş gösterdiğinde karnımızı ve kalbimizi yanlış şekilde doyurduğumuz için hiçbir şeyin farkına varmadan yaşayıp gidiyoruz. Karakterimiz de maddi imkanlarından dolayı aynı şekilde hareket ediyor. Başta para olmak üzere eline geçenlerle bocalıyor ve ne yapacağını şaşırıyor. Günümüz şartlarında hepimiz kazandığımız parayla ne yapacağımızı aşağı yukarı kestirebiliyoruz ve bu, karnımızı doyurmak için yaptığımız en temel şey. Bununla birlikte konu ilişkilerimize gelince birçoğumuzun eli ayağına dolanıyor ve açıkçası karakterimizin tutumlarında da bir benzerini sezdim diyebilirim. Son olarak kitabın anlatımından bahsetmek istiyorum çünkü kurgusundan diline kadar her yönüyle zevkle okudum. Keşke daha uzun bir kitap olsaydı diyeceğim, çünkü hikayenin heyecanlı bulduğum
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,7bin okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Öncelikle, bu etkileyici kitabın incelemesini yazarken spoiler verme ihtimalim var. Dikkatli okumanızı tavsiye ederim. "Gün Olur Asra Bedel" düşündükten sonra ne kadar hoş, anlamlı ve etkileyici bir cümle, değil mi? Kitap hakkındaki görüşlerim de aynı bu cümledeki gibi oldu. Kendim için uygun bir zamanda okumaya başladığımdan dolayı, daha fazla etkilenmiş olabilirim. Bundan önce; Cengiz Aytmatov'un "Beyaz Gemi" ve "Cemile" eserlerini okumuş ve aynı şekilde çok beğenmiştim. Kitabı okurken; genelde sebepsizce önyargılı bir yaklaşım sergilediğim bozkır ortamında, sanki oraya aitmişim gibi, şaşırtıcı bir şekilde huzurlu hissettim diyebilirim. Kitaptaki karakterlerin, özellikle de Yedigey'in geleneklerini koruma çabalarını takdir ettim. Zaten kitap da tam olarak böyle bir durumda başlıyor. Kazangap'ın cenazesinde Yedigey'in tavırlarını ve öncesinde kurmuş oldukları dostlukları beğendim ve kitabı okurken gözümde canlandırmaktan kendimi alamadım. "Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demir yolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demir yoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi..." Neredeyse her bölüm bu ifadeyle başlıyor ve liseye geçtiğimden beri her sene bir "leitmotiv" örneği olarak karşıma çıkıyor. Kitabı okumayı hep merak ediyordum, ancak yakın zamanda edinebilmiştim. Kitabın anlatımında etkileyici ve başarılı bulduğum bir diğer kısım da geri dönüşlerdi. Özellikle de Abutalip Kuttubayev'in hikayesi ile birlikte kitap benim için çok daha ilgi çekici bir hâle geldi. Kitapta kendi karakterime en yakın kişi olarak gördüğüm
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Elips Yayınları · 200755,9bin okunma
Reklam