"Yaşıyorken, yaşayalım. Çünkü hayat, çoğumuzun fark etmeden elinden kayıp giden o ince çizgide gizlidir. Hep bir şeylerin olmasını bekleriz; doğru zamanı, doğru insanı, doğru fırsatı.... Oysa zaman beklemez. Ne bugünün tekrarı vardır, ne de aynı duygunun yeniden yaşanışı. Her şey bir kez olur, her an bir daha asla gelmez. Bu yüzden yaşamak, sadece nefes almak değil; hissedebilmektir.
Yaşayalım, çünkü gülmek için mükemmel bir neden ararken, yüzümüzdeki tebessümün bile solduğunu fark etmiyoruz. Kalbimizi koruyacağız diye, onu tamamen susturuyoruz. Hüzünleri fazla büyütüp sevinçleri küçümsüyoruz. Oysa hayat, sadece büyük olaylarda değil; sabahın serinliğinde, bir dostun sesinde, bir fincan kahvenin kokusunda da gizlidir.
Yaşıyorken, yaşayalım. Çünkü pişmanlık, en çok "keşke" ile başlayan cümlelerde büyür. "Keşke söyleseydim, keşke gitseydim, keşke affetseydim..." diye diye yılları harcarız. Oysa bazen yaşamak, sadece kalbini dinlemek, korkmadan adım atmaktır. Dünyanın gürültüsüne rağmen, içindeki sesi duymaktır.
Yaşamak; geçmişin yükünü bırakıp, geleceğin endişesini hafifletip, şu anın kıymetini bilmektir. Çünkü hiçbir gün, bugünkü kadar sen olmayacak. Ne aynı duygularla uyanacaksın, ne aynı gökyüzüne bakacaksın.
O yüzden, yaşıyorken, yaşayalım.
Biraz kırılalım, biraz gülelim, bazen susalım ama hep hissedelim. Çünkü nefes aldığımız her an, aslında yeniden başlamak için verilen bir fırsattır..."
(Alıntı )