Sovyet İnkılabının gayesi kapitalizmi yıkmak olduğuna ve bu kapitalizmin merkezleri Londra Paris ve Roma bulunduğuna göre İngiltere, Fransa ve İtalya'nın Sovyetlerce hasım tanınması pek tabii idi. İşte Sovyetlerin düşmanı da olan memleketler emperyalist fütuhat gayesi ile Türkiye'ye saldırmakta bulunduklarından, Türkiye'nin de tabii düşmanları idiler. Binaenaleyh, müşterek düşmana karşı Sovyet Rusya ile Türkiye'nin mütekabilen dost olmalarının en tabii ve mantıklı bir yol olduğunu izah ettim.
Karadeniz kıyılarında Pontus Rum hareketi yaygındı. Ege'de Yunanlılar, Boğazlarda ve güneyde İngilizler ve Fransızlar hareket halinde idiler. İstanbul hükümetini ve Padişahı yok saymak en doğrusuydu. o halde ümit ancak Şark'tan olabilirdi.
Giyinip dışarı çıktığımız zaman gördük ki, gelen bizzat Mustafa Kemal Paşa'dır. Ne kadar sevindiğimizi, ne kadar huzur ve gurur duyduğumuzu anlatamam. Selamlaştık, kucaklaştık.
O sıralarda Askeri harp Divanı'nın başında Kürt Mustafa veya Nemrut Mustafa adında soysuz bir herif vardı. Hem Saray'ın hem de İngilizlerin uşağı olan fakat elinden nice idam hükümleri çıkan ve çıkabilecek olan bir hain. Ama ne var ki kaderim onun elindeydi.
İngiliz yüzbaşısı yazılı cevaplarımı bekliyordu. Ben de yazdım. mesela evvela 300.000 Ermeni için cevabım şöyleydi, "Saymadım, fazla veya eksik olabilir. nerede isyan ettilerse orada ihtiyat kuvvetlerimle tenkil ve tedip ettim. nerede isyanlar muhtemelse oralardan götürülmelerini sivil idare makamlarına emrettim."
Araplar için de cevabım buna benzerdi.