Atı alan Üsküdar'ı geçer de, ahı alan sıratı geçer mi? Bilemem. Lakin, ahı alana Allah'ın affı olmayacağını çok iyi bilirim azizim. İşte tam da bu noktada Yarada'nın adaleti tecelli ediyor. Bu gün bile, isteye, göz göre göre kaybettiğini, istemediğini, üzüp, kırdığını, yarın sana; mumla, yakına yakına aratır da neye uğradığını şaşırır, şaşırdığınla da kalırsın.
Bilirim ki eden layığıyla bulur. Hemde misli misline. Kim ne yaşatmışsa, aynısını yaşamadan göçmez bu dünyadan. Akıllara Mevlânâ'nın "Ey insan! Kaf Dağı kadar yüksekte olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma! Her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün." Deyişi geliyor. Tabi bir de mahşere kalan hesaplar vardır. Bilirsin ya Allah "Bana hangi günahla gelirsen gel ama başka bir kulumun hakkıyla gelme." Gelme diyor yaa, Rabbin sana gelme diyor! Buradan şunları çıkartıyoruz. Samimi, içten tövbe karşılığında her günahımızı affedeceğini belirten Mevlam "Kimsenin ahını alma, çünkü ah eden affetmeden, affetmeteceğini" alalade söylüyor.
Bu yüzden susuyorum ve en çok da Allah'ın adaletine güveniyorum, kuşlara uçmayı umut vaad eden Allah'a...✨
Meryem Nazlı GÜL🎈