Oidipus hikayesi herkesçe bilinir; çocukken terk edilen Oidipus, Kral Polybos’a götürülür ve onun tarafından büyütülür. Delikanlı Oidipus, bir gün bir dağ yolunda at süren bir soyluya rastlar. Aralarında kavga çıkar ve Oidipus soyluyu öldürür. Sonra Kraliçe Epikaste’nin kocası ve Thebai kentinin kralı olur. Oysa dağlarda öldürdüğü adamın babası, yatağına girdiği kadının ise anası olduğundan haberi yoktur. Bu arada kader, halkına veba hastalığını musallat eder ve bu salgın hastalık nedeniyle onlara büyük acılar çektirir. Oidipus halkının çektiği acıların nedeninin kendisi olduğunu anlayınca gözlerini kör eder ve o kör haliyle Tebai’den çıkar gider.
Amaçlanmamış güzellik. Evet. Başka biçimde dile getirmek gerekirse ‘yanlışlıksonucu güzellik’ diyebilirdik. Güzellik dünyadan bütün bütüne kaybolmadan önce, yanlışlık sonucu bir süre daha varolacak. ‘Yanlışlık sonucu güzellik’ – güzellik tarihinin son evresi.
Kitapları gündüz kitapları, gece kitapları diye ikiye ayırmaya orada başladım” diye sözünü sürdürdü karısı. “Gerçekten de, gündüz okunsun diye yazılmış kitaplar vardır, bir de sadece geceleri okunabilecek olanlar.
Hayatın iyilik ve kötülüğün bir karışımı olduğu, saf iyilik diye bir şeyin olmadığı ve kötülük potansiyelinin olmadığı bir durumda iyiliğin de olmayacağı tecrübesinin kalbi işte burasıdır. Hayat, kötülükten ayrı olarak değil, kötülüğe rağmen iyiye ulaşmaktır.