Emre Ekinciler

Emre Ekinciler
@mnzvr13
Bir geceye varma ânı elinde, yavaş yavaş yükselir oldum farkındalığın manzarası önünde.
Öğrenci
Üniversite
MERSİN
16 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Münzevera
-Adımların küçüleceği bir yer ve zamanın nesebi, Saatlerce gözlerimi eser edeceğim, Umutlarımın ipini bağlayacağım, Ve her yolculuğumun başı olan veram... Anlamadığım şarkılar dinliyorum, Birbirini tanımayan cümleler kuruyorum, Dağlarda gezip de taşlara borçlanıyorum utanmadan. Duygulardan son hatırladığım yalnız kıskançlık, Çocuk sevincine olan bir kıskançlık. Yüzüme taktığım maskeler birikmiş, Bilmeden onlara karışmışım bir aile olmuşum, Aralarında biri varki gülüşünü anlatıyor bana. En çok o maskeyi eskittim de neye yarar, Gözyaşın üzerine takılan bir maske varken. Yokluğun artık bir parçam oldu, Bir ucum kendi varlığımsa, Öteki ucum senin yokluğuna mühürlü. Gecelerin seyri bir başka oluyor, Biraz sonra da dile geliyor, Ölümle yaşamaya başlamış düşlerin samimiyeti. Aşk'ın verdiği ızdırap acısından, Dostun düşmana yer bırakmamasından, Evladın bir hiçe kurban oluşundan Sevgi ve iyiliğin ölmesinden masallar dinledim. Benimse kalbime gömülen bir sen vardın, Anlatamadım, anlatmaya lüzum yoktu inan. Dinleyen benim değil senin kulaklarındı, Gören benim değil senin gözlerindi, Orda olan ben değil sendin. Bazen suskunluk adına noktalar kullanıyorum,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Münzevera
Uzunca bir beklentinin etkisi varken, sıradanlık saldırıları altında derinlere işlemiş hüzün kırıntıları birikirmiş içime. Tüm varlık sebeplerinin bir arzuya boyun eğerken, kendi aralarında birbirine bağlanarak köşeye atılmış duyguların farkındalığı da görünmezmiş böylece. Elinde bulunmuş ve bulunacak olan değerlerin yok sayıldığı çaresizlik zamanları, tüm bir ömrün bir saniyeye sığdığı ve kendini o saniyede esir hissettiren gerçekleri gördüm. Yola düşmek kederi bastırır,hareket etmekten yoksun gerçekler için. Baharı gördüğüm, sevinci yaşadığım,kendime güldüğüm zannı aynaya bakma ile baharı kışa,sevinci kedere, gülüşü ise ağlamaya dönüşürdü. Her acısı olanı dost bilmek bir kurtuluş yolu aramak olmadığı gibi acıya köle olmak istencinin ilk belirtisiydi. Sonunda çekilen ızdırabın verdiği kaybetmişlik hissiyatı, beni başlangıç yeri ve tarihi ben olan yeni yol ayrımlarına götürürkendi tahammül ile tebessüm şerbetini içişim. Çok geçmeden anlaşılan hakikatin verdiği memnuniyet,Aşk'a olan sohbetin bir tek sükut ile olabileceğinin en saf haliydi. İki avucun alabildiği su kadar temiz sevginin ölçülmesi nasıldır ki sizlere göre bilir misiniz? Ya ellerin ıslandıktan sonra toprakla buluşurken,toprağın çamura dönmesindeki samimi temaşa anında tebessümkar bakışlar...
M.V
Yolun sizin götürdüğü yere gitmeyin. Yol olmayan yerden gidin. Ve iz bırakın.
Münzevera
Tadsız acıların bastırdığı duyguların girdabına çekilirken, elini yarasına götürmeyenlerin başları değilde gözleri dönermiş. İşledikleri suçları örtpas edecekmiş gibi oyun parkı ve çocuk saflığını kullanmak kafasızlığı, his duvarlarını örerken sevgi duygusunu kullanmak yerine kibir ve kin baltasını savurmaya benzer. Neye sahip olduklarını bilmemeleri, ne yapacaklarına en büyük engellerdendi. Yürekten yüreğe seslerin duyulmayışı, her an uyku öncesi halin habercisiydi. Kimi zaman inziva şerbetiyle yıkanmak cümlenin sonuna ünlem işareti gelir, kalabalık pisliğine bulanmışken. Bir cümlesi bir cümlesini tutmayan, sevgisi acısını gösteren hareketler inşaa eder. Asıl herkese olan şeylerden farklı hisler duymaktan mıdır? Yoksa öyle olduğunu düşünmekten mi? Ya da öyle görenlerden midir? Bu karamsarlık bulutunun sularında ıslanmak. Hangi sorunun tek bir cevabı oldu ki maneviyatın anlamsızlığının bir sorusunun tam bir soru olmamışken, bir cevabının olmasını boşuna beklemek kederi. Yazarmışlar, sanki yazılanların renklere karışmak istiyormuş da. Yazıyorlar işte, yazıyorum işte, yazarken bir ben yaşıyorumsa yazarım der gibi. Herkesin, herşeyin ve hiçbir şeyin farkınlığı adına der gibi.