Delphic savaş arabacısının kirpikleri kapanıyor. Oniks göz kaplamalarını, bakır kirpik ve dudak detaylarını koruyan az sayıdaki bronz Yunan heykellerinden biridir. En mükemmel eserlerden biri (MÖ 474)
ROMA’DA ZİNA (M.Ö 17-18) Augustus döneminde (MÖ 18/17) kabul edilen Lex Iulia de Adulteriis Coercendis (Zinayı Önleme Julia Kanunu), Roma tarihinde zinayı ilk kez kamusal bir suç haline getiren önemli bir reformdur. Daha önce aile içi (özel) bir mesele olarak görülen zina, artık topluma ve devlete karşı işlenmiş bir suç olarak ele alınmaktaydı. Bu, Augustus’un ahlaki reformlarının (moral reforms) bir parçasıydı ve nüfusu artırma, aile yapısını güçlendirme ile “genus” (soy) saflığını koruma amaçlarını taşıyordu. Evli kadınlara zina: Cezası sürgün idi. Suçlu çiftler farklı adalara sürgün edilir, mallarının bir kısmı müsadere edilebilirdi. Ölüm cezası bazı durumlarda (örneğin baba veya koca yakalarsa) hâlâ mümkündü, ancak Augustus bu uygulamayı sınırlayarak mahkeme sürecini öne çıkardı. Önceki uygulamalar: Eskiden zina, babanın veya kocanın tercihine bağlı olarak ölüm veya boşanmayla sonuçlanabiliyordu. Augustus bunu devlet denetimine aldı. Augustus’un kendi kızı Julia’ya uygulaması: Augustus, kendi kızı Julia Maior’u (MÖ 2) zinadan dolayı Pandateria adasına sürgüne gönderdi. Bu, kanunun tarafsızlığını vurgulamak için sıkça anılan bir örnektir. Kanunlar demetinde şu hüküm yer alıyordu: “Kocanın ölümünden itibaren bir yıl (sonradan iki yıla çıkarıldı), boşanmadan itibaren 6 ay (sonradan 18 aya çıkarıldı) kadınlara yeniden evlenme yasağı (veya cezai yaptırımlı bekleme süresi) vardır.” Bu süreler, yas tutma, olası gebeliğin tespiti ve “genus” saflığını koruma amaçlıydı. Bekleme süresi dolmadan evlenenler, miras ve mal varlığı cezalarına maruz kalabiliyordu. Bu kural, Augustus’un evliliği teşvik politikasıyla bağlantılıdır. Augustus’un bu kanunları, ahlaki çöküşü düzeltme, doğum oranlarını artırma ve Roma’nın geleneksel değerlerini koruma
Reklam
MENZİLSİZ ROTA
İnsanlık, tarih boyunca uzaklıkları birbirine bağlayan yollar kurdu. Bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya, bir bilgiden yeni düşüncelere, bir çağdan başka bir çağa uzanan bağlantılar inşa edildi. Çünkü medeniyet, insanların, bilgilerin ve kültürlerin hareket edebildiği yerlerde büyüdü. Ve belki de her yeni yol, insanlığın duraklamaya karşı geliştirdiği bir savunma biçimiydi. MÖ 2. yüzyılda şekillenmeye başlayan İpek Yolu, dönemin en büyük bağlantı ağlarından biriydi. Çin’den Orta Asya’ya, İran’dan Anadolu’ya ve Akdeniz’e uzanan; yön değiştiren, bölünen ve yeniden birleşen devasa bir ağdı. Bu hat üzerinde yalnızca ipek taşınmıyordu. Baharatlar, kâğıt, bilim, inançlar ve kültürler de bu ağ boyunca hareket ediyordu. Bu nedenle Semerkand, Buhara, Tebriz, Bursa ve Venedik; kervanların durduğu, ticaretin yön değiştirdiği ve farklı yolların kesiştiği başlıca merkezler hâline geldi. Bu hareketin kesintisiz sürmesi için kervansaraylar inşa edildi. Kalın taş duvarlarla korunan bu yapılar yalnızca konaklama alanları değildi. Tüccarları, değerli malları ve yollar boyunca taşınan bilgiyi koruyan güvenli geçiş noktalarıydı. Akışın durduğu yerde yalnızca ticaret değil, medeniyet de yavaşlardı. Fakat hiçbir sistem sonsuza kadar aynı kalmadı. Zamanla eski yollar, büyüyen bu akışı taşımakta zorlandı. Yolculuklar uzadı, güvenlik azaldı, yollar kırılganlaştı. İnsanlık daha hızlı ve daha büyük rotalar arayarak yönünü denizlere çevirdi. Bir dönem çölleri aşan kervanlar yerini okyanusları geçen gemilere bıraktı. Ancak okyanuslar da yetmedi. Yollar karadan denizlere, denizlerden görünmez ağlara uzandı. Zamanla bu ağların merkezine yalnızca mallar değil, bilgi de yerleşti. Bugün ise eski ticaret yollarının yerini veri ağları alıyor. Kervansaraylar veri merkezlerine, fiziksel hareketler
1000Kitap
1890'da Sipinci'de kazıldığı özel olarak tanımlanan Terracotta heykelcikleri. Sipinci (ayrıca Sipintsy olarak da yazılır) sitesi, günümüz batı Ukrayna'sında bulunan Neolitik-Kalkolitik Cucuteni-Trypillia kültürü (MÖ 5000-3000) ile ilişkili önemli bir arkeolojik konumdur. Figürler, doğurganlığı, tarımı ve yaşam ve yenilenmenin sürekli döngülerini temsil eden Büyük Ana Tanrıçanın sembolik temsilleridir. Viyana, Avusturya'da Doğal Tarih Müzesi'nde bulunuyor.
Takı kadının zerafet ve süsüdür Hayatları köyde geçen kadınların sırtındaki yük erkeklere göre çok daha ağır tarlaları ekip biçmek çocuk bakımı örgü nakış giysi dikmek onların işi Atlas sayı 85 Nisan 2000 Peygamberimizin bize bıraktığı zengin ilim mirasının hazinelerinden biride şu sözdür Cehaletin ilacı sormaktır ancak soran insan öğrenir bilgi sahibi olur ve her kötü taşın altından çıkan cehalet yılanının başınını ezmiş olur cehalet denilen şu kara yılan ancak güzel ilim ile ezilir kadınlar yükü dünyada ağır olanlar hayatları köyde geçen sırtında bebekleri tonlarca yük taşıyan saygı duyulası kadınlar ne karadenizde değişiyor onların kaderi ne de pakistan hindikuş dağlarında pakistan güzelleri kalaş kadınları örgü yapıyor gönül nakışı ile giysi dikiyor ve yine o yüksek dağlarda yaşasalarda takı takmaktan vazgeçmiyorlar el sanatlarımızdan biriside kadınlarımızın sırtındaki yükü taşımaktan boş vakit bulup dağ vadilerinden eve döndükleri boş vakitte el emeği göz nuru diyip hazırladığı takı kültürüdür cehaletin ilacı ilimdir dünyada pek çok ilim vardır her ilim ise cehaleti ve kötülüğü yok etmek içindir takı yapma maden işleme ilmide kökleri 5000 yıl öncesine dayanan bir ilimdir bilimdir dünyada yapılan ilk takı ise hayvan dişinden yapılan bir küpedir mezopotomya topraklarında takılar mö 3000 yılına dayanır ağaç kabuğu hayvan kemiği ve dişlerinden yapılmışlardır binlerce zahmet sonucu elde ediliyorlar
Duygu ve Düşünce
MÖ 600-475 tarihli hatorik adak steli, Cypro-Archaic II. 1885 yılında keşfedilen Kıbrıs'ın Larnaka kentindeki Kition Bamboula'daki (mound) Astarte sığınağında 133cm yüksekliğinde ve bir zamanlar 1885 yılında keşfedilmiş. Louvre Müzesi, Paris, Fransa.
Reklam
Reklam