Hatun elit, iyi giyiniyo', tehlikeli Kova burcu Görüyorum bi' şeyleri kavramaktan mor avucu Atınca kafası, çıkıp atıyo' bi' moda turu Onun için tek temennim umarım bi' koca bulur. "Unutmadım seni" dedim, biliyo'du o da bunu Son bi' kere deneyelim, istiyo'du o da bunu Bakıp gözlerime dedi "Getiririm yola bunu" Ama bi' gün gideceğim, biliyo'du o da bunu.
Birine inanmak moda değil artık...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... "Falan namaz kılıyor ya şöyle şöyle işleri de var… Tamam ben namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum ama..." söylemi ile kendisinin dini emir ve yasaklara uymayışına kılıf uydurma tutumu da moda oldu. Yani o oruç tutup namaz kılanın yaptığı haksızlıkları yapmıyor oluşu bir savunma mekanizması haline dönüştürülüveriyor nasıl oluyorsa. İyi de kardeşim sana yarın; "Sen emirlere uymadın, yasaklardan kaçmadın, ibadet de etmedin ama bak edenler neler neler yaptı, sen şu tarafa geç" denileceğini mi düşünüyorsun yani? Şeytanın kulları aldatmada kullandığı bir yöntem bu. Bir süre sonra bu söylemlerde bulunanlar yine şeytanın da desteğiyle iyice rahatlamaya da başlıyorlar. Sana düşen ise hem onun yaptığı ibadetleri yapıp hem de onun hatalarına düşmeyerek örnek bir müslüman olmak değil midir? Ayrıca gösteriver sen bakalım nasıl hem ibadetler aksatılmayıp hem de her türlü hakka hukuka, toplum düzenine riayet ediliyor. Çok ciddi bir göz yanılması, kasıtlı bir tersten bakış örneği. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, SAYFA: 58
Bir kere bu moda girdin mi çıkamıyorsun bitanem. Burda fazla durdun mu utanıyorsun aşktan
Müzik
Herkesin kendi görüşü ama bişey dicem ben çok sakal bırakan erkekleri hep 3 adım geride görürüm bence sakal biraz olmalı kirliden biraz daha fazla yani ama sıfır sakal her zaman daha iyidir daha tatlı durur birinde tabi tatlıysa o kişi bide artık saç dikme kalmadı erkekler size sesleniyorum saçınızı dikmeyin bişeyde sürmeyin sade bırakın saç önde moda artık dikenler yanlış anlamasın ama keklik gibi duruyo bence
Duygu ve Düşünce
Empatiyi Özümseyelim mi?
Merhaba arkadaşlar, herkese mutlu sabahlar, sağlıklı hayatlar... Ben Eklektik Fenomenolog Dr.Muhammet Barkım CANLIOĞLU. Üzerinde çalışmakta olduğum "Post-Westphalia" (Post Vestfalya) isimli kitabımın hazırlıklarını sürdürüp, idari-akademik-entelektüel çalışmalarıma devam ederken bugünkü yazımda Husserl'in Transendental Fenomenolojisinde Başkasının Beni Sorununun çözümünde kilit, kurucusu olduğum eklektik fenomenolojinin gelişiminde başat ve insanlığın yaşadığı buhranların aşılmasında aygıt rolü üstlenen bir kavrama odaklanmak istiyorum: "Empati" Empati kavramı çoğu kez günlük hayatın sığlaştırıcı perspektifinden kurtulmayan, derinliği tam olarak anlaşılamayan ve tekrarlandıkça anlam kaybına uğrayan talihsiz bir kelime... Günlük hayatta "Kendini başkasının yerine koyma" minvalinde kullanılan empati Husserl'in ortodoks fenomenolojisinde "Anlam oluşturma sürecinde, ötekinin bilinciyle bütünleşilmesini sağlayan ve öznelerarasılığın temelini oluşturan unsur" olarak öne çıkmaktadır. Eklektik fenomenolojide ise "olguların ve olayların değişmez özünü, yorumlarla çeşitlenen sözünü ve tartışmalarla şekillenen izini aynı ortak paydada yoğuran esas bileşik" olarak değerlendirilmektedir. Empati, gündelik hayatta derdi olana "vah vah", müjdesi olana "ne mutlu sana" diyerek geçiştirilen ama asıl teorik boyutunda insan sayısı kadar olay olgu ve bunlara karşılık gelen farklı duygu kombinasyonları olduğunun bilincinde olarak hiçbir tavrı ötekileştirmemeyi içerdiğinden anlık onaylamaların ötesinde durumlara ömürlük hazırlık içeren bir duruşu vurgular. Çağımızda kendi vicdanını sosyal medyadaki kısa bir videoya ya da dizilerdeki kurgusal karakterlerin abartılı acılarına gözyaşı dökerek tatmin eden sığ kitlelerin "Empati" kavramını gerekli hassasiyetle ele alabilmeleri önce Husserlyen
Doktor MBC soruyor