6/10
·191 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:46
Sardalye Sokağı, John Steinbeck 192 Sayfa, Sel Yayıncılık Sardalye Sokağı’nda yaşayan her bir birey kendine özgüdür. Ortak tek yönleri ise yaşam zorluğu çekmeleri, kazançlarını kolay kazanmamalarıdır. 1930lu yılların Amerika’sında konserveciliğin çok yaygın olduğu bir dönemi bir sokak üzerinden anlatır yazar bizlere. Direk ekonomiden, sosyal hayattan moda mod bahsetmez. Bize bunları karakterler üzerinden anlatmaya çalışır. Türlü meslek grupları peydah olmuştur bu sokakta. Sanatçılar, bilimle uğraşmaya çalışanlar, işçiler, fahişeler ve pek tabii aylak takımları da yer alır. Özellikle Mack ve tayfası üzerinden sokağı ve dönemin portresini bize çizmeye çalışır yazar. İyi niyet taşlarıyla döşenmiş yolların bazen iyiye çıkamayabileceğini göstermeye çalışmıştır. Alışılmışın dışında bir roman kaleme almış John Steinbeck. Roman kategorisinde görünse de farklı bir tür gibi. Sanki deneme ya da öykü okuyormuşuz gibi. Rahat okunan bir kitap. Her bölümde farklı bir karakteri tanıyoruz ve Sardalye Sokağı’na daha yakından bakma fırsatı yakalıyoruz. Hani bir bütünlük ararsanız tümünde kitabın, bulmakta zorlanabilirsiniz. Bütünden ziyade parçalara bakmayı tercih etmek kitaptan alacağınız keyifi artıracaktır diye düşünüyorum. Benim beklediğim gibi bir okuma deneyimi oluşmadı. Bunun sebebi yazarın birbirinden güzel dört romanını okumuş olmamdan kaynaklanıyor. Gölgesinde kaldı bu kitap ne yazık ki. Büyük beklentilerle başlamamak lazım hiçbir kitaba. Bunu da tekrar deneyimlemiş oldum diyebilirim. Okuma grubumuzla okuduğumuz sezonun son kitabıydı. Toplantısına katılmamış olsam da tatlı grup arkadaşlarım güzel kıyafet kombinleri ve yorumlarıyla hakkını vermişler kesinlikle. Kuşlar öyle söyledi :) Meraklılarına keyifli okumalar dilerim efendim. Sevgiler #alıntı ”Erkekler bir kadının
Edebiyat
Sardalye SokağıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20174,163 okunma
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
1927 yılında Avustralya’da yaşayan Zara Dickins, modaya büyük ilgi duyan, hayalleri ve hedefleri olan genç bir kadındır. Katıldığı bir davette geleceğin önemli siyasetçilerinden biri olacak Harry Holt ile tanışır. Aralarında başlayan ilişki yıllar boyunca inişli çıkışlı bir şekilde devam ederken Zara da kendi hayatını kurmaya ve hayallerinin peşinden gitmeye çalışır. Harry ile yaşadığı gelgitler onu farklı kararlar almaya iter. Bu süreçte yolu Hindistan’da askerlik yapan James ile kesişir ve onunla evlenir. Ancak Zara’nın hikâyesi yalnızca aşk ve evlilikten ibaret değil. Kitap boyunca kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, hayalleri uğruna mücadele eden, zaman zaman yanlış kararlar veren ama her şeye rağmen yoluna devam eden bir kadının yaşamını okuyoruz. Zara’nın moda dünyasında kendine yer edinme çabası, farklı ülkelerde geçen yaşamı ve karşılaştığı zorluklar doğrultusunda iyi veya kötü verdiği kararların hayatını ne denli etkiliyor onu görüyoruz. Zara, kitap boyunca beni arada bırakan karakterlerden biri oldu. Bir yandan güçlü duruşu, azmi ve hayalleri uğruna verdiği mücadeleyle takdir ettiğim bir karakterdi. Yaşadığı dönemin şartlarına rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çalışması ve moda dünyasında kendine yer edinmek için verdiği emek hoşuma gitti. Ancak diğer yandan özel hayatıyla ilgili verdiği bazı kararları doğru bulmadım. Evli olmasına rağmen yaptığı seçimler ve kalbinde başka biri varken farklı ilişkilerin içinde olması zaman zaman karakteri sorgulamama neden oldu. Bu yüzden Zara’yı okurken kimi zaman ona hak verdim, kimi zaman da ona kızdım. Kimberley Freeman’ın kalemini zaten çok seviyorum. Şu ana kadar yayımlanan tüm kitaplarını okudum ve bu kitabını da büyük bir keyifle okudum. Yazarın karakterlerin duygularını ve dönemin atmosferini okura
Bir Kadının Saklı MevsimiKimberley Freeman · Arkadya Yayınları · 2025157 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:45
"Bedenin Tarihi 3", modern dünyanın insanı nasıl gördüğünü, nasıl biçimlendirdiğini ve hatta nasıl denetlediğini gözler önüne seren kapsamlı bir düşünce yolculuğu sunuyor. Bedenin artık sadece et ve kemikten oluşan bir varlık olmadığı; siyaset, savaş, tıp, medya, teknoloji, moda ve tüketim kültürü tarafından sürekli yeniden tanımlanan bir alan hâline geldiği kapsamlı bir şekilde anlatılmış. Özellikle 20. yüzyılın iki büyük dünya savaşı, beden algısında derin kırılmalar yaratırken, sağlık politikaları ve bilimsel gelişmeler insan bedenini her zamankinden daha fazla inceleme ve kontrol etme imkânı sağlamıştır. En önemli öğretilerinden biri, bireyin kendi bedeni üzerindeki hâkimiyetinin arttığı düşünülürken, aslında modern sistemlerin bedeni görünmez biçimlerde yönlendirmesidir. Sporun yaygınlaşması, güzellik standartlarının değişmesi, reklamların kusursuz beden ideali üretmesi ve medyanın bedeni sürekli sergilenen bir nesneye dönüştürmesi kitabın üzerinde durduğu temel meseleler arasında yer alıyor. Bunun yanında kadın bedeninin toplumsal dönüşümler içerisindeki konumu, cinsellik algısının değişimi, gençlik kültürünün yükselişi ve yaşlılık kavramının yeniden yorumlanması da oldukça çarpıcı biçimde ele alınıyor. Kitabı okurken bedenin aslında insanın en kişisel alanı gibi görünmesine rağmen tarih boyunca iktidarların, ideolojilerin ve toplumsal normların mücadele sahası olduğunu fark ettim. İnsan bedenine yalnızca fizyolojik bir yapı olarak değil; tarih, kültür ve güç ilişkilerinin kesiştiği canlı bir metin olarak bakmayı öğretiyor. Akademik yönü güçlü olsa da anlattığı meseleler günümüz insanının hayatına doğrudan temas ediyor. "Bedenin Tarihi 3", modern çağın insanı ve beden arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak isteyen herkes için ufuk açıcı, düşündürücü ve kaynak
1000Kitap
Bedenin Tarihi - 3Alain Corbin · Alfa Yayınları · 202150 okunma
8/10
·440 syf.··
2026 11. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:17
Yazarımızın bu kitabından bazı şeyleri, bazı konuları fazla uzattığını düşünmekle beraber yine de kitabı sevdim. Kitabın geçtiği sokakları ertesi gün dolaşırken karakterlerin hissettiklerini veya köşe başından çıkma ihtimallerini düşündüm. Moda ve Moda’da geçen kitapların yeri her zaman bende farklı olacak gibi hissediyorum.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:46
Kitap tesadüfen elime geçti popüler kültürün çok bilinen moda kitaplarından çok uzakta olduğu için benimde kendisinden tesadüfen haberim oldu iyide oldu. Edebi lezzet arayan ve okurken insan doğası üzerine düşünmek isteyen her okura cümle cümle hitap eden dili sağlam bir eserdir. Hayata tutunma çabasını, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve bireyin toplum içindeki yerini sorgulayan, ve bence raf ömrü olmayan olmaması gereken zamansız bir romandır. Eğer kurgunun içinde felsefi dokunuşları, sakin ama derin akıp giden anlatımları seviyorsanız, kitaplığınızda mutlaka yer açmanız gereken bir kitap.
1000Kitap
Yarına BaşlamakAfşar Timuçin · Bulut Yayınları · 200338 okunma