Bu açıdan bakılırsa Türk liberalleri - emperyalizmle sıkı fıkı işbirliği yapmış kompradorlar da, tıpkı, Sultan Orhan gibi - devletçidirler. Devletçilikten kesinlikle vazgeçemezler. Çünkü devletçi olmadıkça varolamazlar. Yaşamalarının en ilkel, en temel zorunluğu devletçiliktir. Bu devletçiliğin nasıl bir devletçilik olduğunu anlamak için dış ve iç ticaretteki devlet müdahalelerine, Devlet Tekellerine, bilhassa Devlet İşletmelerinin üretimin hangi alanlarında kurulduğuna bakmak yeter.
Anadolu Türk köylüsüsün bütün genel yoksulluğuna rağmen kendisini devletin sahibi sayması, devlet kurucusu sayması bu ekonomik zorunluluktandır. Tıpkı, köylü kaynağından gelen bürokratlar gibi, köylülük de, devletsiz olamayacağı sezisini, yüksek bir bilinç haline getirmiştir.