Türkiye'den doğuya doğru ilerledikçe Asyalı Müslümanların içtimai ve zihni hayatlarında istikrarlı bir düşüş görürüz: en kötü ihtimalle münferit örneklerle karşılaşabiliriz. Yarı-göçebe, yağmacı Kürtler, bizzat hürriyetten ziyade soygun mallarının ticaretini sıkıntıya uğramadan yapmak için bağımsızlık istemektedirler. Düşük kültürel seviyelerini göz önünde bulundurduğumuzda bunların henüz bağımsızlığa liyakatleri yoktur.
Efendiler! biz hakiki bir inkılab yaptık ve inkılabımızda devam ediyoruz. Biliyorsunuz ki, memleketin birçok yerleri bilerek veya bilmeyerek isyan etti. Asiler tedibe mecbur olduk. Şimdiye kadar yaptıklarımız ancak ondan sonra teessüs edebilmiştir. Ve biliyorsunuz ki, Fransa inkılab-ı kebiri hemen 100 sene devam etmiştir. 3 senede esaslı bir inkılabın hitam bulacağını kabul etmek hata olur. Belki zaman zaman şöyle veya böyle birşeyler olacaktır! Kanaatimizi sabit ümid-i muvaffakiyeti hakim bulundurmak sayesinde galebe bizimdir. Fakat hocaları memnun edeyim, Alem-i İslamı memnun edeyim, hepsini memnun edeyim dersek mümkündür. Hepsi memnun olur amma biz maksadımızdan dur kalmış oluruz. İdare-i maslahatçılar esaslı inkılab yapamaz. Bugünkü sefalet ve rezalet içinde esasen kimseyi memnun etmenin imkanı yoktur. Memleket mamur, millet zengin olduğu zaman cümle memnun ve şadan olur efendim.