Siber bir çağın dönüm noktasına asıl şimdi tanıklık ediyorsunuz, dedi ve beden yaratma kapsülü ile bilinç aktarma aygıtını birbiriyle buluşturup bütünleştirdi.
Üstelik bu, on üç yıllık bir dönemi rüyada görüp hatırlamak gibi bir durum değildi; bilincin ve ona bağlı olan kalbin bütünüyle nakledilip paralel benlikte ve bedende varlığına devam edebilmesini mümkün kılan kuantumsal bir varlık sürekliliği senkronizasyonunun gerçekleşmesiydi.
Sakari’nin açıklamaları tüylerimi diken diken edecek kadar germişti bedenimi. Dediğine göre, bu kapsül resmen, ultrasonla izlenmesi engellenmiş bir anne karnı gibiydi; plasentası içinde dokuz ay süresince oluşacak beden, hiçbir şekilde dışarıdan görülemeyecekti; işlem bitip plasenta patladığında, kendiliğinden aralanan bir rahmin ağzı gibi üstteki kapak tıslayacak ve yeni doğan, anadan doğma dışarı atacaktı kendini.
Benim sezgilerimin ne olduğunu sorarsan, üstün genleri ve tabii beyni sayesinde Venüs Kapısı diye isimlendirdiğim evrenler arası portalı açan o makineyi bir şekilde kontrol edebildiğinden şüpheleniyorum.
Hani, halüsinojen alıp kafana bir aygıt takarsın ve yüzde yüz gerçekçi bir simülasyon oyununa ışınlanarak macera yaşarsın ama bittiğinde aksiyonlu bir rüyadan uyanır gibi huzurlu dünyana dönersin ya, aynen öyle hissediyorum.