Onunla aynı okulda olmamıza rağmen kırk dakikalık derslerde bile Mesut'u özlüyordum. Teneffüs zili çalar çalmaz onun yanına koşuyor, yıllarca hasret kalmış gibi hasretimi gideriyordum.
Gün geçtikçe Mesut'a olan aşkım daha da şiddetleniyordu. Meğer ki, ben gerçekten dünyada melek gibi bir erkekle evlenmiştim. Allah bunu bana bir ikram olarak sunmuştu.
Ama Mesut'un ailesi buna razı olmadı. Onlar da Mesut'u bir akrabasıyla evlendirmek istiyorlarmış. Buna öyle karşı çıktılar ki, Mesut'u evlatlıktan reddetme tehdidinde bile bulundular. Ama Mesut beni bırakmadı, güçlüklere birlikte göğüs germeye karar verdik. Artık ben de eski Canan değildim. Mesut'un dünyasına girmek, onun fikir ve görüşlerini dinlemek, bana yeni ve doyumsuz bir dünya oluşturuyordu.
Nişanlandım Mesut'la... Bu benim en büyük mutluluğum, sevincim ve zenginliğimdi. O gün bana dünyaları bağışladılar. Beni şanlı dünyanın padişahı, sultanı yaptılar. O gün kalbimin mutluluk çığlıklarını duymayan kalmadı...Rabbim en büyük dileğim, en büyük isteğimi kabul etmişti.