Annem ve teyzelerim....
Üçüne de hep çok hayrandım. Birbirlerine benzemezlerdi. Farklı karakterleri vardı. Fakat buna rağmen bir araya geldiklerinde sanki tek bir bedende yaşarlardı. Kişiliklerindeki zıtlıklar onlar bir araya geldiğinde kaybolurdu. O zıtlıklarla birbirlerini tamamlar, bir bütün olurlardı. Gündüz ve gecenin birbiriyle kavuşup bir tam gün etmesi gibi...
''İnsanlar nerede," diye sordu küçük prens. "Burada insan kendini çok yalnız hissediyor."
"Insanların arasındayken de yalnız kalabilirsin," dedi yılan.
''İyi de ben tüm gezegeni gördüm, burada kimse yok.'' dedi küçük prens. Başını sağa çevirdi ve sonra da sola. Bu küçük gezegene bir kez daha baktı. ''O halde kendini yargıla.'' diye cevapladı kral. "Bu başkalarını yargılamaktan çok daha zordur. Kendini dürüstçe yargılayabilirsen bir bilge olmuşsun demektir.''
''Gerçek şu ki, bir şeyi anlamak için nasıl düşünmem gerektiğini bilmiyordum! Sözlerle değil davranışlara dikkat etmeliydim. Güzel kokusu aklımı başımdan almıştı. Ondan asla vazgeçmemelidim. Küçük oyunlarının altında yatan sebepleri anlamalıydım. Çiçekler çok tutarsız yaratıklardır! Bense onu ne kadar sevdiğimi anlayamayacak kadar çocuktum...''