Ama o andan sonra, Hermione Granger arkadaşları oldu. Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte.
Bu tür durumlarda insanı en çok yaralayan şey (ki bu hem yetişkinler hem de cezalandırılan çocuklar için geçerlidir) fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın ver- diği ruhsal ıstıraptır.
Gariptir, bazen, hedefini şaşıran bir darbe, hedefini bulandan daha çok yaralayıcı olabiliyor.
Özgür bir insanın kahramanları
olamaz, çünkü kahraman statükoyu simgeler. Taklit edilmesi gereken bir modeli simgeler. Kahraman yaratma özlemi,
hepimizin içindeki totaliter eğilimi, güçlü bir kişiye gönüllü olarak boyun eğme ihtiyacım gösterir. Kahramana duyduğumuz gereksinim, kendi içimizdeki güvensizlikten doğar
"Sözcükler bizi kör eder. Tüm duygularımızı ve düşünederimizi birer sözcüğün içine sıkıştırma
yolundaki baskın faaliyet, duyularımız aracılığıyla ulaşacağımız kavrayışı engeller, önünü keser...Tüm duyularımızın toplamından da yoğun kavramlar, her nasılsa,
sözcüklere teslim ediliyor. Türümüzün en karmaşık ve en
zengin deneyimlerinden biri olan aşkta örneğin, "seni seviyorum" sözcükleri, bakıştan, temastan, kokudan ve aşkı ifade eden çeşitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıştır. Duyularımızın ortak yaşanmışlığı aracılığıyla aşkı paylaşmaktansa, ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalışıyoruz. Her
aşk farklı olduğuna göre (farklı kokular, farklı dokunma biçimleri, farklı psikolojik roller), her aşkta, paylaşılan sözcükler de farklı olur, diye düşünüyor insan. Ama, hayır! Kalıp sözcükler, yaşadıklarımızdan daha önemli. Ve "seni seviyorum" tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. Aşkı nicelleştiriyor. Bu tümceyi, aşkı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: "Ben, üç kere aşık oldum."
"Kutsal figür ve
sahneleri resmederken kendini sınırlar; cehennemi çizerken
ise smırsızdır, özgürdür, düzenin duvarlan yoktur.
Yalnız ressamı, sanatçıyı değil, bizleri, yani seyircileri de
en çok büyüleyen şey cennet değil, cehennemdir. Bunun
için, Bosch'un Prado'daki triptych'ini (üç kanatlı resmini)
hatırlamak yeterli. Her gün onun önünde toplanan kalabalık, cehennemi seyretmek için itişip kakışır. Cennetin sıkıcı tekdüzdiğini seyretmeye meraklı olanlarsa pek azdır."