"Acı çekiyorsun, değil mi? Üşüyorsun, karanlık seni kör ediyor, çevrende zindanın duvarları var. Ama belki benliğinin derinliklerinde bir ışık vardır. Belki bu ışık, gönlünle oynayan o kof herife karşı beslediğin çocukça sevgidir! Oysa ben, zindanı içimde taşıyorum. İçimde kış var, buz var, umutsuzluk var. Ruhumu gecenin zifiri karanlığı kaplamış. Çektiğim acıyı biliyor musun?"
Mrs. Pontellier sırlarını paylaşan bir kadın değildi; şimdiye kadar mizacına ters bir özellik olmuştu bu. Çocukken bile kendi içinde küçük hayatını yaşardı. Çok erken yaşlarında içgüdüsel olarak ikili bir hayat benimsemişti: dış varlığıyla uyum gösterir, iç varlığıyla da sorgulardı.
Tyler'ın bakış açısına göre, kötü şeyleri yaparak Tanrı'nın ilgisini çekmek, hiç ilgi görmemekten daha iyiydi. Belki de Tanrı'nın nefreti Tanrı'nın kayıtsızlığından iyidir