Serinin 3. kitabını bitirmemle beraber artık kesinlikle emin olduğum şey, kitaptaki her karakterden nefret ettiğimdi. Lina ve Lenu asla bir arkadaşlık içerisinde değillerdi ilk olarak, eğer bu bir arkadaşlıksa asla sahip olmak istemediğim bir ilişkiydi. İkisinin de sanki dünyalar kadar sevdikleri kişiler birbirleriymiş gibi davranmaları ama en ufak bir iyileşmede içten içe o fesatlıklarını belli etmelerinden nefret ettim. Belki çok yüzeysel baktım, bazı yerleri kaçırdım ama kitaptaki betimlemelerin verdiği hissiyat nokta atışıydı bana göre. Lenu'nun kendi özgüvensizliği ve bir türlü hiçbir yerde var olamayışı beni yiyip bitirdi, Lina'nın her şeyde bu kadar iyi olmasından belki de Lenu'dan daha fazla iğrendim. Kitaptaki anne rollerinden ve onların sözlerinin her zamanki aşağılayıcılığından korktum, erkeklerinden ve onların davranışlarından bahsetmiyorum bile.
Seride doğru düzgün bir karakter bulamamak içime öyle bir huzursuzluk verdi ki gerçeklikten uzaklaşmak yerine sanki olayların tam ortasındaymışım gibi hissettim ve bundan nefret ettim. Küçükken çokça hayalleri olup, büyümek ve 'olmak' arzularını gerçekleştirememeleri bu iki kızın en büyük korkusuydu; hayatın iniş çıkışlarıyla beraber gerçekten büyüdüklerini sandılar ama kitap sonunda ikisi de aynı hataya düştüler. Sonuç olarak tüm bu curcuna beni hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor çünkü onlar gibi olmaktan korkuyorum, mutlu olsunlar istiyorum. Yine de serinin son kitabı için hala umudum var, nasıl olacak bilmiyorum, hayat işte.