Gözlerin acı bir kahve,
Öpsem dudaklarımda kırk yıl hatırı kalır.
Seni bir daha görmek için ömrümü harcarım,
Bir daha elini tutmak için kendimi.
Sevdiğimi söylemek, ışığın olmak,
Sana derman olmak şifa olurdu bana.
Üzülmeni istemem; unuttun beni.
Mutluysan ben hatırlarım seni,
Her gün hatırladığım gibi.
Kalbin kırılsın istemem,
Benim kırıldığım gibi.
Yıllar geçti üzerimizden,
Eski bir defter gibi.
Yaprakları yaktım; külleri atamıyorum.
Aklımdasın, kalbimden sökemiyorum.
Unuttum diyorum, unutamadığımdan korkuyorum.
Unutmak da hatırlamak da zehir olur, biliyorum.
~HÇ~
Önümde açık kapılar
Bakmakla yetiniyor bedenim
Artık kendim gibi değilim
Senden sonra ceset gibiyim
Ölümle burun buruna
Kaderin yükü omuzlarımda
İhtiyar bir kalp var avucumda
Bu taş duvarların arasında
Hüzünlü bir kalp bıraktın ardında
Gözlerim seni arıyor karanlıkta
Yüzünü arıyorum koca cihanda
Bulamıyorum seni bu diyarda
Şu âlemde bir sefâ çekmek isterim
Dertlerden insanlardan uzak
Bir nefes çekmek isterim
Dertlerden insanlardan ırak
Yaşamak isterim
Dertlerden insanlardan muhacir
Gözlerimi yumar ararım bu cihanda sefâ dediklerini
Ararım sefâyı hayatın kendisinde
Bulamam derinlerde
Bir umutla gökyüzüne bakar
Sonra yavaşça toprağa döner nazar
Bir umuda tutunur beklerim sefâ dediklerini
Çekilen cefânın sonunda geleni
Ararım ararım
Mezarda bulurum
Asıl cefa bu dünyada
Sefâ ise toprağın koynunda