"Hikâyenin hikâye olması için su geçirmez olmasına gerek yok. Çatlak öyküleri, çatlak karakterleriyle çatlak sesini kendi tarzı içerisinde kusursuz bir biçimde okuyucuya aktarmayı başarıyor yazar. Onun yarattığı dünyalarda her şey bir anda olabilir. Bir anda Bugs Bunny’ye âşık olabilir, bir anda nöbetçi masa örtücü aramaya çıkabilir, bir anda son bir senede yaşadığın her şeyi sıfırlayabilirsin. Bıçakcı’nın dünyası tam manasıyla her an herşey olabiliri yazıyor.
"bir anda son bir senede yaşadığın her şeyi sıfırlayabilirsin. Bıçakcı’nın dünyası tam manasıyla her an her şeyin olabileceği bir imkânsızlıklar sirki gibi. Postmodern anlatının yavaş yavaş erimeye başladığı yerlerde, yazar hayal gücünü bir adım daha ileri taşımayı her seferinde başarıyor. Sırf öykü olması gerektiği için bir öykü yazabiliyor örneğin ya da öykü içinde yazdığı öykü
"Edebiyatımızda, düzenli olarak yeni verimleriyle okur karşısına çıkan, öyküde, romanda hatta resimde yumruklarını bir bir sallayan, sağ gösterip sol vurmayı sevdiği kadar “El salla, el salla! Kol salla, kol salla!” diye ritim tutmayı da seven bir yazar varsa o da Hakan Bıçakcı. Bıçakcı, kızgın sulardan sonra soğuk kumlar gibi gelen kurguları, aklını evde unutan karakterleri ve sanki okur zihninin parçası gibi görünen üslubuyla her kitabında bir adım daha atmaya devam ediyor
"Gündelik ilişkilerin anlatılmayan gündelikliğini, gün boyunca verilen kararların tekdüzeliğini, akılda cirit atan onlarca tilkinin vurdumduymazlığını, olağan şüpheli olmaktan çekinmeden anlatır Bıçakcı. Arada kalmışların, araya kaçmışların, aradan kaçmışların sesi yankılanır yazdıklarında. Ürpertici bir soluk gibi de yaklaşabilir karakteri size, aniden önünüzü kesip kolunuza da yapışabilir. Sıradan yaşama anlam aramadan, anlamsızlıklarla oynatır