İşkence sırasında Il Machia’nın bedeninde dolaşan acı değil, bilgiydi. Bu öğretici bilgi halkına duyduğu güvenin son kırıntılarını da yok etmişti. Vatandaşlarına hizmet etmiş, onlar da hizmetlerine acıyla karşılık vermiş, onu yeraltındaki o ışıksız yere, isimsiz insanların isimsiz bedenlere isimsiz şeyler yaptığı, ismi olmayan yere göndermişlerdi; isimsiz, çünkü orada isimlerin önemi yoktu, orada önemi olan tek şey acıydı; itirafla, ardından ölümle sonlanan acı.
“Bir prens tahtı ele geçirdiği zaman en büyük acımasızlıkları ve kötülükleri hemen eyleme döküp aradan çıkarmalıdır, çünkü bunlardan sonra yaptığı her şey halkına daha iyi, daha adil görünecektir.”