Kemale ermiş bir fikrin düşlerinde yaşatıp duruyorum çocukluğumu. Sahiplendiğim evden koşar adımla kaçarken, aynı zamanda bir o kadar hızla ulaşıyorum sana düşlerimde. Çocukluğumdan beri bu böyle...
Bir yere varırsın ama oranın varmak istediğin yer olup olmadığı konusunda seçim şansın kalmamıştır. Aradığın şeyin ne olduğunu unutmuşsundur zaten. Vardığın yerde bulduğunla yetinirsin. Kimileri buna kader der.
Hasret, sabırsız ve açgözlüdür, ulaşmayı sever. Yaşayan ne varsa, öyle ya da böyle, bir şekilde ama mutlaka hasret ona inceden inceye sirayet eder, bütün hatıraları yıllar sonrasına aktarır. Ne olursa olsun her zaman varlığını sürdürmek, her insanda varlığını göstermek ve onda derin izler bırakmak ister hasret. Arzuları kurutur zamanla ama daha keskinleştirir. Asla son bulmak istemez. Ceviz ağacından yapılmış bir sandukaya hapsedilmiş, sarıp sarmalanmış gül işli bohçalara bırakır olanca ağırlığını. Hasret, ilmik ilmik, nakış nakış yer bulmak ister.