Tıklatılmadan açılıyor karanlık odanın kapısı.
Neyse ki gece ve neyse ki dışarısı da zifiri karanlık.
Uzun bir silüet, omuzumun üzerinden başını uzatıyor ve ilk küvette, gelişim sürecini tamamlamakta olan resme bakıyor.
“Osman Ağabey, bu fotoğraf flu!”
Dönüp “Banyoya şu anda koydum. Henüz gelişmedi bile,” diyorum gayri ihtiyari.
O kadar uzun boylu ve teklifsiz ki “Deniz, sen misin?” diyorum.
“Benim ağabey!”
“Bak işte gelişiyor Deniz. Flu falan değil.”
“İçinde biz olmadığımız için flu ağabey.”
Sesi kırık.
Üzmeyi isteyeceğim son delikanlı Deniz. Temkinli konuşmam lazım.
“Siz, sizden sonra çekilen bütün fotoğraflarda vardınız Deniz. Hala da varsınız.”