Okumak, çalışmak, üretmek, harekete geçmek ve anlamlı bir şeyler ortaya koymak, yaşadığımız çoğu ruhsal sorunun önemli tedavilerindendir. Çünkü insan boşta kaldığı zaman kendi kendini öğütmeye başlar.
Anlamlı bir uğraşın efendisi olmayan akıl tembelliğin, şehvetin ve can sıkıntısının kölesi haline gelir.
Ölüme benzeyen bu hal mutlak bir iradesizlik halidir. Ya kendimizle uğraşıp var olan enerjimizi tüketir ve yaşam şevkimizi kaybederiz, ya da aklımızı ve kalbimizi başkalarının gündemleriyle meşgul eder geveze hale getiririz. Kendi gündemi, öncelikleri, meşguliyetleri olmayan insan rüzgârın önündeki yaprak gibi oradan oraya sürüklenir.
Irade zayıflığının önemli nedenlerinden birisi tembellik, hareketsizlik, yalnızlık ve içe kapanma gibi pasif yaşam halleridir.
Çabalamayı bırakmak iradesizliğimizi gittikçe derinleştirir.
Bazı kronik iradesizlik durumlarında gemileri pozitif anlamda yakmayı bilmek ve daha radikal kararlar almak da bir çözümdür. Gemileri yakmak başladığımız noktaya geri dönüşü olmayan bir yola doğru ilerletir bizi. Yürümeye devam etmekten başka seçeneğimizin olmadığı bir yoldur bu. Bu yüzden çoğu zaman bütün motivasyonumuzu ilerlemeye harcarız. Kendimize geriye dönme konusunda pay ve ihtimal bıraktığımız çoğu durumda bir süre sonra kaçınılmaz olarak geri döneriz. Üstelik başladığımız noktaya geri dönebilme seçeneğimizin olduğunu bilmek sürekli aklımızı karıştırır, bizi ikilemde bırakarak ilerleme isteğimize ket vurur. Bu durumda yeni bir sürece veya yeni bir hayata başlama ihtimalimiz de gittikçe düşer.
Gemileri yakmak bazen bağımlısı olduğumuz televizyonu evden çıkarmak, bazen bize zarar veren yakın bir arkadaşı hayatımızdan çıkarmak, bazen yaşam enerjimizi tüketen şehrimizi terk etmek, bazen arkadaş ortamından dolayı okulumuzu değiştirmek, bazen bizi sürekli mutsuz eden ve enerjimizi tüketen işimizi değiştirmek, bazen sevdiğimiz bir insanı bütün hatıralarıyla telefonumuzdan silmek ve onu hatırlatacak en ufak bir ipucu bırakmamaktır. Bunlar radikal değişimler içeren kararlardır. Çoğu zaman duygusal yükleri ağır olan ve karar vermesi kolay olmayan tercihlerdir. Bu yüzden üzerinde iyice düşünmek gerekir. Ancak bedelleri olsa da, gemileri yakmayı bilmek bizi daha büyük bedeller ödemekten kurtaran son çaredir.
Sürekli ikilemde kalmak, kendine hâkim olma konusunda içsel çatışmalar yaşamak ve kendini hep son dakikalarda yapılması gereken şeyler konusunda ikna etmeye çalışırken bulan kişi zaman içinde çok yıpranır. Sadece bu belirsizlik ve içsel çatışma durumları için harcadığı enerji bile yaşamının diğer alanlarındaki birçok sorununu çözmeye yetecek düzeydedir.
Bunu önlemenin yolu daha tedbirli olmayı ve içsel çatışma yaşayacağımız durumları öngörerek kurallar belirlemeyi öğrenmektir.
Belirsizlik, plansızlık, kontrolsüzlük, kuralsızlık irademizi daha savunmasız hale getirir. İrademizi zaafa uğratan ayartıcılar ise çoğu kez boşluk kabul etmezler. İlk belirsizlikte, ilk boşlukta yol bulup hayatımıza sızarlar. Sağlıksız beslenmenin, ertelemeciliğin, zamanı kötü yönetmenin, uyku sorunlarının temelinde çoğu zaman bu sorun yatar. Bu durum hayatı katı bir disiplinle yaşama gereği anlamına gelmiyor elbette. Ancak daha kurallı ve daha planlı bir hayatın önemine işaret ediyor. Özellikle kendini kontrol etme konusunda sorunlar yaşayan ve bunu aşmak isteyen kişiler için içsel çatışmaları azaltacak kurallar koymak ve yaşamı daha planlı şekilde sürdürme alışkanlığı kazanmak önemlidir. Bu durum en temelde enerjimizi daha verimli kullanmayı sağlamaktadır.