Sanal dünyanın hayatımızda işgal ettiği yeri azalttıktan sonra, oluşacak boşluğu doldurmak için yeni uğraşlar, yeni hedefler, yeni ilgi alanları bulmaktır. Bu boşluğun öylece kalması büyük risktir. Anlamlı şekilde doldurulmadığında yerini ya yeni kötü bir alışkanlığa, ya da eski alışkanlıklara dönüşle doldurur. Bu alanı hazırlayacağımız bir okuma listesi, öğreneceğimiz bir dil, izleyeceğimiz bir belgesel dizisi, yazacağımiz bir tez veya makale veya ailemizle geçireceğimiz kaliteli bir zamanla doldurabiliriz.
Yeterli iradeyi ortaya koyamamak çoğu zaman boşluk ve can sıkıntısıyla ilişkilidir. Irade gücümüz en çok da böyle zamanlarda savunmasız haldedir ve istemediğimiz çoğu şeyi bu anlarda yaşarız. Telefon, ekran, internet ve oyun bağımlıları için de geçerlidir bu süreç.
Bu yüzden bu sorunla mücadelenin önemli bir alanı da hayatımızdaki büyük boşlukları anlamlı uğraşlarla doldurmaktır.
Böylesi bir ortamda masum kalmak ve internet araçlarını işlevsel kullanmak birçok insan için giderek zorlaşır.
Kötülük, kin ve nefret pazarlamacıları en masum insanı bile etkileyip yönlendirecek birikime ve stratejilere sahiptir. Herkeste kötü yönde işletebilecekleri bir damarı kolayca bulur, orada kötülüğe doğru yol açarlar. Ya duygusal durumunu sömürür ya da inancını suiistimal eder. Bu yüzden bu ortamı uzun süre kontrolsüz şekilde uzun süre kullanan kişi güçlü bir öz denetime, ilkelere ve standartlara sahip degilse, tarafsızlığını, dürüstlüğünü, masumiyetini kaybeder.
Bazen iyi niyetini yitirerek farkında olmadan kötülüğün taşıyıcısı, karanlık ideolojik kampların kurşun askeri haline gelir.
Özgür olduğunu, hür iradesiyle hareket ettiğini, inandığı değerler için mücadele ettiğini zannederken, farkında olmadan birileri tarafından provoke edilir, robot gibi yönlendirilir ve giderek çok önceleri eleştirdiği insanlara benzer. Bu da insanı düşünce anlamında iradesizleştiren bir süreçtir.
Sanal hayata ödenen önemli bir bedel de ruh sağlığımızın yıpranması ve bozulmasıdır.