Küçük ağaç, güzel ağaç, mutlu ağaç, yürekli ağaç, doğayı gönlüyle anlayan ruhuyla hisseden hisli ağaç.....Adına ne derseniz deyin...
5 yaşında annesini babasını kaybetmiş, büyütülmek üzere büyükanne ve büyükbabasının yanına gelen Küçük Ağaç, aslında kitabımızın yazarı olan Forrest Carter'ın ta kendisi, kendi hayat hikâyesi, acıları, anıları, hüzünleri, mutlulukları.... ABD 'de yaşayan bir yerli kabile olan Çerokilerin acı hayatlarından geriye kalmış yerli bir aile, hayata tutunma çabaları, hayattan koparılmaya çalışılmaları ve aradaki insan üstü mücadele...
Küçük Ağaç büyükanne ve büyükbabasının yanına sığındıktan sonra , Küçük Ağaç'ın eğitimi artık bu yaşlı çiftimizin boynunun borcudur. Ama nasıl bir eğitim?... Asla emrivaki olmayan, bizim Montessori diye ölüp bittiğimiz, yani yaparak yaşayarak öğrenmenin modern insanın koruyucu dürtülerinden kurtulup bir türlü beceremediği doğal öğrenme sürecinin ta kendisi. Büyükbaba kuşaktan kuşağa kedisine geçen yaşam felsefesini bir bilge edasıyla Küçük Ağaç'a aktarır, yaşamın her alanında, yaşının küçüklüğüyle orantılı olarak ruhunu ve bedenini yormadan,onu ürkütmeden korkutmadan ona yaşam becerileri kazandırır. Ne kadar da geri kalmış bu yerliler değil mi(!). Okurken beyaz adamın moderliğinden utandım , çocuklara bilgi hamallığı yaptırmaktan başka birşey yapmadığımızı bir öğretmen olarak bir kez daha üzülerek hissettim.... Büyükbaba ve büyükanne minik kahramanımıza acı dolu geçmişlerini de öğretir.Zira onlara göre " Geçmişi bilmezsen bir geleceğin olmaz çünkü...." Beyaz adamın zorla onların zengin toparlaklarına sahip olma isteği karşısında, göç etmeye sürüklenen kabilenin verdiği kayıplar, acıları, yerinden yurdundan edilen insanların göç esnasında yaptıkları ölüm yürüyüşleri, gözyaşı yolu.....Hepsi Küçük Ağaç'a