"Senin gücünden çekinmeye ne hacet!
Çünkü unutma, her ölümlünün elindeki kuvvet
İçi hava dolu bir torba gibidir.
İşini görmeye yeter bir iğne ucu,
Bütün havası boşalır hafif bir değme sonucu."
Soyunu sürdürmeyi reddetmesinin nedeni, varoluşun ona taşınamayacak kadar ağır bir yük olarak gözükmesiydi. "Ne mutlu dünyaya hiç gelmemiş olana" deyip dururdu.
"Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını."
Hayyam da, taptığı bir Suriyeli şairin, Ebülala'nın vecizesini benimsemişti: “Beni bu dünyaya getirenin günahını çekiyorum, ben bu acıyı kimseye çektirmeyeceğim.”
"Yedi ömrüm olsaydı eğer, her akşam şu taraçada, şu rahat divana uzanıp yatmak için birini feda ederdim seve seve; bu şarabı içmek, parmaklarımı şu kaseye daldırıp yemek için... Mutluluk tekdüze bir yaşamda gizli."