9/10
·328 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 09:42
Deniz Yüce Başarır sayesinde keşfettiğim, Alberto Moravia’nın Düzen Adamı şimdiye kadar okuduğum en özgün kitaplardan biriydi. Kitap, iç dünyasında duygusuzluk ve öldürme isteği ile mücadele eden bir adamın hayatını anlatıyor. Başkahramanın en büyük isteği diğer insanlar gibi olabilmek, yani normal biri gibi yaşamak. Ama bunu doğal bir şekilde yapamıyor, bu yüzden sürekli kendini kontrol etmeye ve rol yapmaya çalışıyor. İnsanların nasıl davrandığını izleyip onları taklit ediyor. Kitap aslında büyük olaylardan çok onun zihnine odaklanıyor. Günlük hayatı, insanlarla ilişkileri ve içindeki dürtüler arasında gidip gelmesini takip ediyoruz. Olaylar yavaş yavaş ilerliyor ama asıl merak, onun bu normal olma çabasının nereye gideceği. Ben genel olarak çok beğendim. Farklı bir anlatımı var ve karakterin iç dünyasını okumak gerçekten ilginç. Kendi türünde kesinlikle dikkat çeken bir kitap. Bence mutlaka okunmalı.
Düzen AdamıAlberto Moravia · Kolektif Kitap · 2019459 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·346 syf.··
2026 26. kitabı
öncelikle SPOİLER ALLERT!!!!! demek istiyorum kitabı okurken çok ürpererek okudum açıkçası. bahçıvandan İĞRENİYORUM.des i de sevmiyorum. evet babası ve psikopat sosyopat iğrenç abisi kadar suçlu değildi belki de ama o da az suçlu değil bana göre.aptallığına söyleyecek kelime bulamadığım sayfalar oldu açıkçası ne yani baban bu kızları burda tutuyor onlara tecavüz ediyor kızları kaçırıyor taciz ediyor ama hastalandıkları zaman onları hastaneye mi götürüyor???kitabın sonunda sophia nın da zamanında bahçede olması bana mantıksız geldi açıkçası bi şaşırtma olsun diye konulmuş gibi hissettim. bu arada bahçıvanın büyük oğlundan bahçıvandan iğrendiğimden ÇOK DAHA FAZLA İĞRENİYORUM HASTALIKLI MANYAK.ana karakterimizi de sevdim. çok soğukkanlı biri ve bence onu hayatta tutan şey de bu.ve zeki bir karakterdi.zeki ladın karakterlere bayılıyorum.konusu farklı bir kitaptı ve sürükleyiciydi bence. sevdim.
Kelebek BahçesiDot Hutchison · Limos Yayınları · 201798 okunma
7/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:39
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Sophia, düğününe az bir zaman kala aldatıldığını öğrenince düğününü bozması için bir itirazcı tutuyor. Max’ın işi mecbur kaldıkları, istemedikleri ya da aldatıldıkları düğünlerden insanları kurtarmak. Sophia düğününün kendisi için sorunsuz bitişinden sonra itirazcıyı son görüşüydü. Ta ki itirazcı Sophia'dan yardım isteyene kadar. Max'ın yakın arkadaşlarından biri, manipülatif ve sadakatsiz bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmıştır. Sophia da yaşananları öğrendikten sonra bu işe dahil oluyor ve birlikte başka bir düğünü engellemek için yola çıkıyorlar. Bu süreçte aynı zamanda birbirlerini tanımaya, anlamaya ve istemeden de olsa hayatlarında yer açmaya başlıyorlar. Sophia çok farklı bir karakter. Daha önce hiç böyle bir karakter okumamamıştım. Fazla dürüst ve düşüncelerini saklamadan karşı tarafa söylüyor. Hatta bazen söyledikleri karşısında Max’ın ne diyeceğini bilemediği anlar oldukça eğlenceliydi. Sophia ve Max yanlızlığa alışmış ve bunun bozulmasını istemiyorlar ama gel gör ki hayatta herşey istediğimiz gibi gitmiyor. Max Sophia’ya karşı bir şeyler hissetmeye başladığında geri çekilmeye çalışıyor bunu anlıyorum da. Ancak bazı noktalarda bu geri çekilmeler gereğinden fazla uzadı. Gerçi sonra işler tersine dönüyor. Sophia aşkın var olmadığını, insanların biyolojik dürtülerini romantikleştirdiğini düşünüyor. Max ise zamanla ona bunun aksini göstermeye çalışıyor. Bu fikir çatışması ilk başta ilgi çekiciydi ancak Sophia’nın bu düşünceye bu kadar sıkı tutunması ve her şeyi arkadaşlık başlığı altında açıklamaya çalışması bir noktadan sonra beni yormaya başladı. Kusura bakma Sophia ama kimse sürekli vakit geçirmek istediği, yanında huzur bulduğu, fiziksel çekim hissettiği ve kıskandığı birine sadece arkadaş gözüyle bakmaz. Oturup
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202610 okunma
Puan vermedi·278 syf.··
2026 121. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:36
Faşizmin ve kültür endüstrisinin bireyi nasıl bir nesneye dönüştürdüğünü gösteren eser, okuyucuyu konfor alanından çıkarır. Minima Moralia, iyimser bir vaatte bulunmaz; ancak karanlığın ortasında eleştirel düşüncenin gücünü hatırlatarak, insana kendi esaretini fark ettiren entelektüel bir manifesto niteliğinde...
Alıntı
Minima MoraliaTheodor W. Adorno · Metis Yayınları · 2005653 okunma
7/10
·328 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:20
Normal olmayı çok isteyen ve hayatını tamamen buna bağlı yaşayan Marcello, kitabın baş kahramanı. Kitabın ilk kısımlarında aşırı gerildim, hatta bırakmayı bile düsündüm ama iyi ki bırakmamışım. Kitap hakkında birçok soru var aslında kafamın içinde dönen ama yazar bunları düsünmemi istemiş zaten diye düsünüyorum. Kitabın kurgulanışını çok yaratıcı buldum ancak son kısımlar bekledigim gibi değildi. Italyan bir yazar okumayalı uzun zaman olmuştu ve faşizm dönemi Italyasında geçen bir roman da okumamıştım daha önce. Zorlayan bir kitap olduğunu belirtmek isterim okumak isteyenlere...
Düzen AdamıAlberto Moravia · Kolektif Kitap · 2019459 okunma