Adı:
Minima Moralia
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422079
Orijinal adı:
Reflexionen Aus Dem Beschadigten Leben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Minima Moralia, Adorno´nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno´nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno´nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno´nun kendisi söylemiştir. ...
278 syf.
Adorno, Naziler Almanyasını görmeseydi nasıl bir yöne evrilirdi fikirleri, merak etmişimdir. Diğer yandan, Almanya'dan sürgünü ve sonrasında SSCB'nin Nazilerin gönderilmesindeki rolüne sempatiyle bakmasına rağmen, oranın klasik Marksizm'den beslenen ideolojisine mesafeli ve eleştirel yaklaşması takdir edilir.

Ve Adorno, Heidegger'siz düşünülebilir mi? Asla. Heidegger ile Adorno, sadece felsefi görüşleriyle değil, yaşamları ve ölümlerinden sonra ünlerinin seyriyle de birbirlerinin antitezi gibidirler. Biri, II. Dünya Savaşı öncesinde Almanya'da kalmış ve büyük bir haksızlıkla Nazi olmakla suçlanmış, diğeri Almanya'yı savaştan önce terk etmiş, döndüğünde de bir filozoftan ziyade bir din bilgini gibi, mantığın, diyalektiğin dış sınırlarını aramış. Biri var oluşa, gerçeğe en çok yaklaşan düşünür, diğeri idealizme/ okultizme en çok yaklaşan materyalist. Biri Yahudi soykırımı üzerinden altmışlarda kendine bir değer inşa etmiş, fakat günümüzde unutulup gidiyor, diğeri onca yasaklama, görmezden gelinme ve unutturulma çabasına karşın, çağ açan fikirleriyle ışıl ışıl parlıyor, giderek daha çok okunuyor.

Kim kimdir bu anlattığım cümlelerin içinde, bunu genç meraklılarına bırakıyorum.
528 syf.
·Beğendi·10/10
Dünyaca ünlü filozof Theodor W. Adorno'nun okuduğum tek kitabı.
Adorno, Minima Moralia'da bir merkez oluşturmaktan kaçınıp birbirinden kopuk ve bağımsız bölümlerle meramını anlatıyor.
Bu güne kadar hayatıma giren kitaplar arasında kesinlikle ilk üçe girer.Anlatım oldukça ağır olsa da her bölümün sonunda yazara hayranlığım katlanarak arttı.
Adorno müthiş diliyle; bilim felsefesi, kültür, siyasal iktisat, faşizm, müzik, edebiyat, müzik, mitoloji ve daha sayılamayacak birçok alanı birbirine öyle güzel bağlıyor ki kitabı hazmedebilmiş olmak için bunların her birine az buçuk kafa yormuş olmak gerekir.
Kitapta yapılan tespitler o kadar güçlü ki hemen her satırın altını çizmek istiyor insan.Yorumumu yine Adorno ustadan bir alıntıyla bitirmemek kitaba haksızlık olurdu;
"Burjuvazi hoşgörülüdür. İnsanları olduğu gibi sever çünkü olabilecekleri şeyden nefret eder"
278 syf.
Kimisi diğerlerinden bağımsız kimisi birbiriyle bağlantılı 153 parçadan oluşan bir aforizmalar kitabı.

Evrensel değerler ve kurallar olarak toplumun temelinde yer alan yapıların ekonomik ve kişisel çıkarlarla çatıştığında nasıl kolayca yozlaştırıldığı , modern dünyanın olmazsa olmazları diye pazarlanan , ihtiyaç olmadığı halde zorunlu ihtiyaç olarak sunulan vahşi üretimin çıktılarının insan özerkliğinin ve öznelliğinin tahrip edilerek, insanı kurgulanan bir düzende nasıl nesneye dönüştürdüğünün tespitleri ve eleştirileri derin analizlerle kelimelere dökülmüş.

Kitabın sonundaki açıklamalar kısmı okumayı bir noktaya kadar kolaylaştırsa da , okuduklarınızı düşünme süzgecinizden geçirirken , anlamlandırma süreci fazlasıyla zorlayıcı.Bu zorlayıcılığın sonunda da gördüklerimize ve bildiğimizi düşündüklerimize farklı bakış açıları kazandırması harcanan zamana değebilir.

Keyifli okumalar.
528 syf.
Tek solukta okuyacağınızı düşünüyorsanız emin olun yanılıyorsunuz. Uzun zamandır biteviye okuduğum kitaplardan sonra bir ara istasyon oldu. Sayfa bazında göz korkutmayacak fakat Adorno'nun afilli cümlelerin kıskancında boğulmamak için sürekli okuyan yada anlayn insanlarla istişare etmek isteyeceksiniz kanımca.Siteye ait olan kitap prospektüsünde;Polemik kitabı olarak çok doğru bir tariflendirme yapmışlar. A priori'ler aylasında sentezlenen cümlelerle kendinizi zihin yolcuğuna çıkaracak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum ama tane tane okunması şartıyla :)
278 syf.
·172 günde·Beğendi·10/10
Yorumumdur.Kitabı okumam aylarımı aldı;gerek fırsat bulamamam gerekse kitabın ağır olması bunda etkendir.Sanırım kitapla ilgili ,okuyanların yorumu genel olarak, çok iyi bir yapıt olduğu ve okumasının zor olduğu yönünde olacaktır.Birçok konu üzerine polemik üslubuyla ele aldığı kitap; gayet uzun ve kavramlarla dolu cümleler barındırarak okumayı zorlaştırıyor ancak bir o kadar ufuk açıyor ,düşündürüyor ters köşe yapıyor ve tedirgin ediyor .Cümlelerin altını çizme ihtiyacını en çok hissettiğim yapıt oldu.Kitabı iyi hazmedebilmek için birçok konuda bilgi sahibi olmak gerekiyor,o yüzden kitabı bir daha okumam gereken kitaplar listesine aldım. Tek cümleyle ifade edecek olursam ; Çok sert!
528 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanca gerçeklerini yitirmiş olduğu bir çağda yine de yaşamaya devam eden evlilik kurumu,bugün genellike bir sağ kalma hilesi olarak kullanılıyor:İki suçortağı,aslında kokuşmuş bir bataklıkta birlikte yaşarken ,birbirlerine yaptıkları kötülüğün sorumluluğunu da dışarıya yöneltiyorlar.Kirden uzak tek evlilik tarzı,iki eşin de bağımsız bir yaşam sürdüğü ,cebri ekonomik çıkar ortaklığına katlanmak yerine birbirlerine karşı sorumluluklarını özgürce kabullendikleri bir evlilik olurdu.Bir çıkar ortaklığı olarak evlilik ,ilgili tarafların açılması anlamına gelir.Her zaman ;ve öyle hain bir dünyadır ki bu,farkında olanlar bile kaçınamaz böyle bir alçalıştan.Bu nedenle ,ahlaksızlıktan uzak bir evliliğin ancak özel çıkarlarının peşinde koşmak zorunda olmayanlara ,demek zenginlere özgü bir imkan olduğu da söylenebilir.Ne varki sadece biçimsel ,içi boş bir imkandır bu,çünkü çıkar peşinde koşmak tam da bu ayrıcalıklı kesimlerde bir ikinci doğa haline gelmiştir-mutluluk da dahil-hiç bir ayrıcalığa tutunmaya çalışmazlardı eğer böyle olmasaydı.
278 syf.
·10/10
Tek solukta okuyacağınızı düşünüyorsanız emin olun yanılıyorsunuz. Uzun zamandır biteviye okuduğum kitaplardan sonra bir ara istasyon oldu. Sayfa bazında göz korkutmayacak fakat Adorno'nun afilli cümlelerinin kıskacında boğulmamak için sürekli okuyan ya da anlayan insanlarla istişare etmek isteyeceksiniz. 'Polemik kitabı' olarak tariflendirilmesi de çok doğru kanımca. A priori'ler aylasında sentezlenen cümlelerle kendinizi zihin yolcuğuna çıkaracak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum ama tane tane okunması şartıyla :)
Son olarak Adorno ustadan bir alıntıyla bitirmemek kitaba haksızlık olur;
"Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz."
278 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
''Normallik ölümdür'' diyor Adorno kitabın sayfaları içinden.. Haklısın diyorum, o kadar haklısın ki.
Sağlıklı da olsak, hasta da olsak her ikisi de bizi ölüme götürüyor. Ölüme götüren sağlık' diğerinden daha görünmez, daha sinsi: Yani normal..
Normal kitaplar okuyorum ben' diyor birisi, Minima Moralia okumalısın dediğimde.
Yani kitap ona göre Anormal!
Gülümseyip geçiyorum.
Adorno' nun kitabı Normal sınırlarının dışında. hatta normalin erişim alanının çok dışında.
Zihin ışıklandırması olarak tarif edebileceğim kitaplar arasında, ilk beşe girdi bile. Kitap, mekandan ve an'dan uzaklaştırma becerisi oldukça yüksek. Hızlıca okumayınız lütfen.
278 syf.
Kapıyı Vurmadan Girin (19)
Techne bilgisine, Prometheus’un Olimpos Tanrılarına olan öfkesi sayesinde sahip olan insanoğlu, bu bilgiyle; bir aleti, bir nesneyi yaratma gücünü elde etmiştir. Fakat insan bu bilgiyi, Tanrılarda var olan özelliklere sahip olmadığı için doğru yolda kullanamamıştır. Sadece doğada kullanılabilecek, hayatı bir nebze kolaylaştırılabilecek eşyalar/nesneler var olmuştur. Lakin insanoğlu kendisinin doğaya ait olduğunu unutarak, içinde bulunduğu doğanın kendisine aitliğine kapılıp, ona hükmetme kibrinin azizliğine uğramıştır. Theodor W. Adorno, ‘Minimia Moralia’ isimli eserinin “Kapıyı Vurmadan Girin” isimli alt başlığında da teknolojinin hayatımıza hükmedişine, insanların hunharlaşmasına ve olumsuzlukların gün geçtikçe artıyor olmasına değinmiştir. ,
Başlarda iletişim olarak gündemimizde olan ve yıllar içindeki gelişimiyle, insanoğlunu tutsağı haline getiren teknoloji, her dem yeni fikirlerle gün yüzüne çıkıyor. Eserde; İnsanoğlu sahip olduğu bu bilgiyle tanrılaşamamıştır. Günümüzde ise bu bilginin yanında birçok fenni bilgi de daha hızlı ve kolay ulaşılabilir duruma geldiği için, zaman ilerledikçe Tanrıların o dönemdeki güçlerine yaklaşılmaktadır. Belki de bir gün o gücün de üstünde teknolojik ilerlemeler kaydedilecektir. Bu ilerlemelerle insanoğlunun sonunun geleceği düşünülmektedir. İşte o zaman, belki de vurulacak bir kapıya dahi ihtiyaç duyulmayacaktır...

Göz Açıp Kapayıncaya Kadar (105)
“Kum saatinin içinde süzülen bedenimin yok oluşuna tanık oldum, zaman, beni parçalara bölüyordu” diyor Başak Doğru. Yoğunluğunun altından kalkılamayacak bu cümleyi, ne kadar da az kelime ile özetlemiş, değil mi? Akıyor, akıyor akıyor… Hiç durmadan, soluklanmadan, kimi mutlu etmişim, kimi paramparça diye düşünmeden. Bazen “Keşke şu an dursa” diye arkasından yalvarılan bazen ise “bitsin artık” diye suratına öfke kusulan zaman. Theodor W. Adorno, ‘Minima Moralia’ isimli eserinin “Göz Açıp Kapayıncaya Kadar” isimli alt başlığında da zamanın insan üzerindeki etkisini konu edinmiştir. Eserde; Zamanın bizlere sunduğu karanlığın, sonu hiç gelmeyecekmiş hissi tarif edilir. Sırf o karanlıktan çıkmak için koşar adım kaçarız. O an tek isteğimiz karanlıkları yarıp aydınlığa ulaşmaktır. Koşarken yorulup düşebileceğimizi hesaba katmadan devam etmek isteriz. Kafamızı her kaldırdığımızda sanki hep aynı yerde oturup kalmışız gerçeğiyle yüzleşiriz. Duyguların yoğunlaştığı böyle durumlarda insan durup düşünmeli, adım adım ilerlemeli. Düştüğünde kalkıp tozunu silkmeli. Hep bir sonraki adım için nefes almalı, karanlığın yavaşlığına inat, bu durumun ona ne kattığını özümsemeli ve sevmeye çalışmalıdır. Zamanın onu parçalamasına göz yummamalı, bedenin ritmine kapılmalıdır. Bir bakmışız ki yolun sonuna gelmişiz. Gözlerimiz aydınlığa açılmış ve zaman kaçarken onu güzelliklerle uğurlamışız.
278 syf.
·Beğendi·10/10
Bir polemik kitabı. Ele aldığı bütün konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno'nun kendine özgü yöntemi de tek bir olay ya da nesne Adorno 'nun merceği altında , büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir.
Nasihat almaya yanaşmayana yardım da edilemez, diyordu burjuva, bedava öğütle kendini yardım yükümlülüğünden kurtarmayı ve aynı zamanda ona başvuran çaresiz kişi üzerinde iktidar kurmayı da umarak.
Bir görüş bir kez dile getirildikten sonra, ne kadar saçma, rastlansal veya yanlış olursa olsun, sırf söylenmiş olduğu için, onu söyleyenin mülkü olarak kendi sahibini boyunduruk altına almakta ve artık ondan kurtulma olasılığı da ortadan kalkmaktadır.
Kurtarılmayı beklerken bize de bir ses umudun boş olduğunu söyler; ama sadece bu güçsüz umuttur tek bir soluk bile almamızı sağlayan.
Asıl kadınsı olanlar sert erkeklerdir, onlar gibi olduklarını kabul etmemek için hanımevladı kurbanlara ihtiyaç duyarlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Minima Moralia
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422079
Orijinal adı:
Reflexionen Aus Dem Beschadigten Leben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Minima Moralia, Adorno´nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno´nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno´nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno´nun kendisi söylemiştir. ...

Kitabı okuyanlar 197 okur

  • Kurtuluş
  • SK
  • Can Tekin
  • berra acar
  • Sırça Fanus
  • bitmeyen bir paradoksun içi
  • Proleter Doktor
  • Prometheus*
  • Münzevi Zade
  • Sita

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%5.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.4
Erkek
%69.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.1 (25)
9
%25 (13)
8
%19.2 (10)
7
%5.8 (3)
6
%1.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0