Adı:
Minima Moralia
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422079
Orijinal adı:
Reflexionen Aus Dem Beschadigten Leben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Minima Moralia, Adorno´nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno´nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno´nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno´nun kendisi söylemiştir. ...
Adorno, Naziler Almanyasını görmeseydi nasıl bir yöne evrilirdi fikirleri, merak etmişimdir. Diğer yandan, Almanya'dan sürgünü ve sonrasında SSCB'nin Nazilerin gönderilmesindeki rolüne sempatiyle bakmasına rağmen, oranın klasik Marksizm'den beslenen ideolojisine mesafeli ve eleştirel yaklaşması takdir edilir.

Ve Adorno, Heidegger'siz düşünülebilir mi? Asla. Heidegger ile Adorno, sadece felsefi görüşleriyle değil, yaşamları ve ölümlerinden sonra ünlerinin seyriyle de birbirlerinin antitezi gibidirler. Biri, II. Dünya Savaşı öncesinde Almanya'da kalmış ve büyük bir haksızlıkla Nazi olmakla suçlanmış, diğeri Almanya'yı savaştan önce terk etmiş, döndüğünde de bir filozoftan ziyade bir din bilgini gibi, mantığın, diyalektiğin dış sınırlarını aramış. Biri var oluşa, gerçeğe en çok yaklaşan düşünür, diğeri idealizme/ okultizme en çok yaklaşan materyalist. Biri Yahudi soykırımı üzerinden altmışlarda kendine bir değer inşa etmiş, fakat günümüzde unutulup gidiyor, diğeri onca yasaklama, görmezden gelinme ve unutturulma çabasına karşın, çağ açan fikirleriyle ışıl ışıl parlıyor, giderek daha çok okunuyor.

Kim kimdir bu anlattığım cümlelerin içinde, bunu genç meraklılarına bırakıyorum.
Dünyaca ünlü filozof Theodor W. Adorno'nun okuduğum tek kitabı.
Adorno, Minima Moralia'da bir merkez oluşturmaktan kaçınıp birbirinden kopuk ve bağımsız bölümlerle meramını anlatıyor.
Bu güne kadar hayatıma giren kitaplar arasında kesinlikle ilk üçe girer.Anlatım oldukça ağır olsa da her bölümün sonunda yazara hayranlığım katlanarak arttı.
Adorno müthiş diliyle; bilim felsefesi, kültür, siyasal iktisat, faşizm, müzik, edebiyat, müzik, mitoloji ve daha sayılamayacak birçok alanı birbirine öyle güzel bağlıyor ki kitabı hazmedebilmiş olmak için bunların her birine az buçuk kafa yormuş olmak gerekir.
Kitapta yapılan tespitler o kadar güçlü ki hemen her satırın altını çizmek istiyor insan.Yorumumu yine Adorno ustadan bir alıntıyla bitirmemek kitaba haksızlık olurdu;
"Burjuvazi hoşgörülüdür. İnsanları olduğu gibi sever çünkü olabilecekleri şeyden nefret eder"
Tek solukta okuyacağınızı düşünüyorsanız emin olun yanılıyorsunuz. Uzun zamandır biteviye okuduğum kitaplardan sonra bir ara istasyon oldu. Sayfa bazında göz korkutmayacak fakat Adorno'nun afilli cümlelerin kıskancında boğulmamak için sürekli okuyan yada anlayn insanlarla istişare etmek isteyeceksiniz kanımca.Siteye ait olan kitap prospektüsünde;Polemik kitabı olarak çok doğru bir tariflendirme yapmışlar. A priori'ler aylasında sentezlenen cümlelerle kendinizi zihin yolcuğuna çıkaracak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum ama tane tane okunması şartıyla :)
İnsanca gerçeklerini yitirmiş olduğu bir çağda yine de yaşamaya devam eden evlilik kurumu,bugün genellike bir sağ kalma hilesi olarak kullanılıyor:İki suçortağı,aslında kokuşmuş bir bataklıkta birlikte yaşarken ,birbirlerine yaptıkları kötülüğün sorumluluğunu da dışarıya yöneltiyorlar.Kirden uzak tek evlilik tarzı,iki eşin de bağımsız bir yaşam sürdüğü ,cebri ekonomik çıkar ortaklığına katlanmak yerine birbirlerine karşı sorumluluklarını özgürce kabullendikleri bir evlilik olurdu.Bir çıkar ortaklığı olarak evlilik ,ilgili tarafların açılması anlamına gelir.Her zaman ;ve öyle hain bir dünyadır ki bu,farkında olanlar bile kaçınamaz böyle bir alçalıştan.Bu nedenle ,ahlaksızlıktan uzak bir evliliğin ancak özel çıkarlarının peşinde koşmak zorunda olmayanlara ,demek zenginlere özgü bir imkan olduğu da söylenebilir.Ne varki sadece biçimsel ,içi boş bir imkandır bu,çünkü çıkar peşinde koşmak tam da bu ayrıcalıklı kesimlerde bir ikinci doğa haline gelmiştir-mutluluk da dahil-hiç bir ayrıcalığa tutunmaya çalışmazlardı eğer böyle olmasaydı.
Kimisi diğerlerinden bağımsız kimisi birbiriyle bağlantılı 153 parçadan oluşan bir aforizmalar kitabı.

Evrensel değerler ve kurallar olarak toplumun temelinde yer alan yapıların ekonomik ve kişisel çıkarlarla çatıştığında nasıl kolayca yozlaştırıldığı , modern dünyanın olmazsa olmazları diye pazarlanan , ihtiyaç olmadığı halde zorunlu ihtiyaç olarak sunulan vahşi üretimin çıktılarının insan özerkliğinin ve öznelliğinin tahrip edilerek, insanı kurgulanan bir düzende nasıl nesneye dönüştürdüğünün tespitleri ve eleştirileri derin analizlerle kelimelere dökülmüş.

Kitabın sonundaki açıklamalar kısmı okumayı bir noktaya kadar kolaylaştırsa da , okuduklarınızı düşünme süzgecinizden geçirirken , anlamlandırma süreci fazlasıyla zorlayıcı.Bu zorlayıcılığın sonunda da gördüklerimize ve bildiğimizi düşündüklerimize farklı bakış açıları kazandırması harcanan zamana değebilir.

Keyifli okumalar.
Bir polemik kitabı. Ele aldığı bütün konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno'nun kendine özgü yöntemi de tek bir olay ya da nesne Adorno 'nun merceği altında , büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir.
Yalanların uzun bacakları vardır: Kendi zamanlarının önünde giderler.
Theodor W. Adorno
Sayfa 114 - Metis Yayınları
Zamanımızın cimrisi, kendisine hiçbir şeyi, başkalarına her şeyi pahalı gören kişidir
Theodor W. Adorno
Sayfa 38 - Metis Yayınları
Tıpkı erotik bir sahip olma arzusunun ancak kişinin kendini teslim etmesiyle tatmin edilebilmesi gibi, eski pintiliğin tutkusu da ancak fedakârlık ve kayıpla dindirilebiliyordu.
İlerleme ve barbarlık kitle kültüründe öyle iç içedir ki bugün, ancak o kültüre ve teknik araçlardaki ilerlemeye karşı barbarca bir perhiz geri getirebilir barbarlık dışı koşulları.
Eğer insanlar mülk olmasaydı, başkalarıyla değiştirilmeleri de mümkün olmazdı.
Theodor W. Adorno
Sayfa 84 - Metis Yayınları
Hakikatin yalan, yalanın da hakikat gibi göründüğü bir dönemeçteyiz şimdi. Her açıklama, her haber, her düşünce daha önce kültür endüstrisinin merkezlerinde biçimlendirilmiş olarak geliyor bize. Böyle bir ön-biçimlendirmenin tanıdık izini taşımayan şeylerse inandırıcılıktan yoksun bulunuyor.
Theodor W. Adorno
Sayfa 113 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Minima Moralia
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422079
Orijinal adı:
Reflexionen Aus Dem Beschadigten Leben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Minima Moralia, Adorno´nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno´nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno´nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno´nun kendisi söylemiştir. ...

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Gönül Morsünbül
  • Bahattin Gelerli
  • Cenk Kaldı
  • Çekiçli feylesof
  • Eda
  • Anlattım Bozukluğu
  • Hakan
  • Shakespeare's Sister
  • Adsız Alkolik
  • fatma elif

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%5.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.4
Erkek
%69.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%65 (13)
9
%25 (5)
8
%10 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0