Tural Movlamov

Kedinin İçindeki Portakkalı Ölüm
4/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 00:52
Yazarın gazetecilik yıllarında geçimini sağlamak için yazdığı kısa öyküler. Geçimini sağlamak için ifadesi yanlış olabilir, çalıştığı yerden kovulmamak için yazdığı öyküler de diyebiliriz. Öyküler çok kişilik dialoglarla değil, genelde bilincaltı monolograrı ile yazılmış. Okurken ya da bitirdikten sonra devamli ben ne okudum düşüncesi beliriyor kafada. Benim aklımda kalan portakalla ölüm ilişkisi oldu. Bir de kendi ölümüne şahit olan birisi.
Mavi Köpeğin GözleriGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20222,318 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ağustosta Görüşürüz Ana Magdalena :)
Puan vermedi·88 syf.··
2025 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 23:34
Kitap, yazarın biz oklarla veda niteliğinde kısa ama yoğun bir metni. Genclik yıllarının aksine, uzun ve okunması sabır isteyen metin değil de daha anlaşılır ve sade cümlelerle yine kendine has tarzı ve mizacı ile gayet beğendiğim metin oldu. Tüm eserlerinde olduğu gibi burada da ana tema yalnızlık. Ana Magdalena’nın evliliği içindeki sesizliği ve içsel boşluğu dikkat çekiyor. Beden yalnızca ruhun kabuğu değil; ruhun kendini fark etme biçimlerinden biridir. Bu yüzden bedensel deneyimler ruhu sarsar, dönüştürür ve bazen geri dönülmez biçimde değiştirir. Yani bedene dair deneyimler ruh üzerinde kalıcı izler bırakır. Her yıl yinelenen ağustos ziyaretleri, zamanın döngüsel doğasını ve insanın değişirken aynı kalışını vurgular. Roman, özellikle kadın kimliği üzerinden, geç yaşta gelen özgürlük arayışını ele alır. Ben okurken çok keyif aldım. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Ağustosta GörüşürüzGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20251,797 okunma
Solaris - İnsanın Kendini Anlamasının Çaresizliğinde
8/10
·311 syf.··
2025 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 08:38
Solaris okuduğum ilk bilimkurgu romanı oldu. Kitabı okumaya malum Tarkovski filmine göre başladım. Yalnız şunu baştan söyleyeyim ki, kitap bence tam başka, film tam başka. Film de güzel, ama içerik olarak, romandan esinlendiği için keşke Tarkovski fimi kitaba sadık kalarak çekseydi. Neyse, film ayrı konu, ayrı bir zamanın konusu. Kitaba gelirsek, kitap çok derin, insan olarak, aslında neyi aradığımız ve ne istediğimiz, bu yolda içimizde olanı biteni anlamada bile güçsüzken nasıl başka türlü (insandışı akıllı varlıklar) düşünen varlıklarla iletişim kuracağız gibi çok derin konuları işliyor. İnsan olmak için gerekli olan neydi? Kelvin bu soruları aslında kendine sormaya başlaması ile, Harey’in ondan daha çok insan olduğu, onunsa daha çok içindeki sorulara takılıp kalmış, kendi bilinçaltını bile yönetemeyen varlık olduğu ortaya çıkmaya başlıyor. Aslında biz de insan olarak, bencilliğinizle, kendimizi üstün görmemizle, diğer gezegenlere “keşif “ gezileri düzenlemekte aslın maksadımızın oraları olduğu gibi kendi yaşamlarına bırakmak değil, kendimize yenik düşmelerini sağlamak ve oraları sömürmek. Ama işin en ironik veya trajikomik yanı daha ilk akıllı okyanusla, insandışı biliçli varlıkla karşılaştıklarında ondan istedikleri tepkiyi alamadıklarında, ona zarar vermeye başlamaları, yoğun radyasyon bombardımanı, X- ray ışınları ve başka aşırı deneysel yöntemler kıllanmaları olmuş. Sonrasında da okyanus onu araştırmaya gelenlere farklı yöntemlerle karşılık veriyor. Bu onları bilinçaltındaki en mahrem, en gizli, anılarını canlandırarak, onları bu anıları ile başbaşa bırakması oluyor. Kelvinin sevgilisi Harey, Kelvin istasyona gelmeden yaklaşık 10 yıl önce intihar etmişti. İntiharda kısmen de olsa Kelvin kendini suçlamaktadır. Şimdi Solarise geldiğinde, Harey kanlı çanlı insan
Solaris (SL10)Stanislaw Lem · Alfa Yayınları · 20221,584 okunma
Şer Saati İncelemesi Ve Marguez’in Özetlemesimsisi
Puan vermedi·188 syf.··
2025 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 12:39
Sanki, başkan babamızın diktatörlük yaptığı ülkenin bir kasabası. Hava kasvetli, yağmurlu ve nemli. Kapılara asılan, küçük kağıtlara yazılmış bildiri şeklinde evdeki insanlar hakkında gizli kalan hakikatler. Bunun üstüne halkın bir kısmının kasabayı terk etmesi, bir kısmının bu zorba ve diktatör belediye başkanına ve yanındaki kolundaki silahlılara olan nefreti. İlkin, Cesar Monteronun papazı öldürmesi ile işler iyice karışır ve öykü, bu olay sonrası, kasabada dönen tüm ahlaksızlıkları gün yüzüne seriyor. Roman karakter olarak fazla, olay çok iyi düşünülmüş, ister yazım tarzı, ister olayların irelileyişi çok güzel. Fakat, kitap sanki boşlukta başlayıp, boşlukta bitiyor. Bitmesine bir diyeceğim yok, fakat, neden karakterleri baştan güzelce anlatmıyor. Bir çok şeyi tahmin ederek bulmak istemiyorum. Aslında roman sanki, başka bir romanın özeti gibi. Yazar kendisi karakterleri biliyor da, kendine not özet çıkarmış gibi. Bence Marquez’e yeni başlayanlar için okunmaması gereken bir kitap, kitap kurtları ise keyifle okuyacaktır.
Şer SaatiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20201,292 okunma
Ruhu Olan Kamyonet GAZ 51 ve 3 Sınıf Arkadaşı
7/10
·96 syf.··
2025 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 18:20
Yanılmıyorsam ilk defa Çinli bir yazarın kitabını okudum. Otobiogtafik öykü olan kitapta yazarın hayatının farklı dönemlerini ki bunlar okul, askerlik ve sonrasında orduda hizmet ve yazarlığa başlamasını anlatıyor. Bu dönemleri anlatırken o dönem Çin’i ile şimdiki Çin’i kıyaslayarak, eski Çini ve yöneticilerini, hatta Mao Zedong’u bile bir hayli eleştiretek, çok güzel hayat öyküsü oluşturmuş. Oluşturulan bu öyküler kendisi ve iki sınıf arkadaşı ve bu arkadaşlarının yakınları ve ya yaşantılarının kendi üzerinde etkisi ile ilgili. Bir de hikayede Sovyet yapımı GAZ 51 kamyonu var ki, bu kamyon aynı benim çocukluğumda çokça bindiğim kamyonet. Yazarın tarif ettiği gibi sanki ruhu olan kamyonet. Eski Sovyet Cumhuriyetlerinde bu kamyonetten çokça vardı ve binmek tüm çocukların hayaliydi. Biz de o kamyonete çanlı birer varlık (dede kamyonet) gibi bakardık. Yazarın da dediği gibi “ Bu kamyonların birer ruhu olduğuna inanıyordu, tıpkı kendi ruhlarını kendi doğuran o yaşlı ağaçlar gibi, “ bu kamyonlarda bizde yani milyonlarca insanın anılarına kendi ruhunu kendi doğran ağaç gibi etki etmiştir. Ben kitabı çabuk bitemesin diye okumalarda ara vererek okudum. Ve şunu net anladım insan nerde olursa olsun ister Çinde, ister Amerikada, ister Türkiyede ister Azerbaycanda insanların anılarının birikme biçimi aynı.
DeğişimMo Yan · Can Yayınları · 20161,431 okunma