"Böylesine bir "kitap" için inceleme yazmaya değer mi bilemiyorum ama fikrim belki birilerine yol gösterici olur." Soğuk Kahve için incelememe bu cümleyle başlamıştım ve Sabah Uykum için de düşüncem bu yönde, maalesef.
Soğuk Kahve kitabıyla kıyaslayacak olursam; içeriği, konular, anlatılanlar neredeyse birbirinin aynı. Diğerine göre argo kelimeler barındırmıyor ama manası olmayan cümlelerle ve kitabın sonlarına doğru boş duyar kasmalarıyla dolu. Özellikle kitapta çok fazla "de/da" yazım hatası var, benim gibi bu konuya özen gösterenler mutlaka bunun rahatsızlığını hisseder.
Şimdi kitapta geçen ve beni özellikle rahatsız eden o cümlelerden/kesitlerden bahsetmek istiyorum biraz.
Ahmet Batman'ın bir şeylerden bahsederken örneklendirmeler verip ardından "Şimdi konumuz bla bla sananlar olacak. Mesele bla bla değil, şu." gibi Ramiz Dayı'ya bağlamasından o kadar çok sıkıldım ki okurken. Okuru düşündürmeye fırsat tanımıyor. Her şeyi açıklamasının bu yaşına kadar anlaşılmadığından ileri geldiğini düşünüyorum.
"Ben yazdıklarımı silmem. Tükenmez kalem kullanırım ve silgilerimi çöpe attım." O kadar anlaşılıyor ki zaten yazılanların elekten geçmeden kitaba basıldığı. Bunu birkaç kez söylemesi de cabası. Ama güldüm. Ayrıca "tükenmezkalem" değil "tükenmez kalem"!
Sonra başka bir sayfada şu cümleyle afalladım. "Süslü kelimelere ve imalı bir anlatıma gerek yok. Sırf yazı uzasın diye kendini tekrar etmeye gerek yok." Neden o zaman aynı şeyleri dönüp dolaşıp sayfalarca yazmış olabilir ki bir insan? Ahmet Batman eğer bu yazıyı okuyorsan lütfen bunu bir düşün.
"Seni buradan bir severim, kalbindeki depremin şiddetini Japon bilim adamları bile çözemez." Bunu okuyunca "ayy ne romantik laf etti" diye düşünenler varsa gerçekten ben onlara göre nene yaşında olmalıyım. İyi ki de