Ekranlardan aşina olduğumuz, fakat sayfaları çevirdikçe insanı kendine daha sıkı bağlayan; bir sonraki sahneyi hüzünle bekleten, ölmeden okunması gereken bir eser…
Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sını hatırlattı bana: yarım kalmışlık hissi, insanın içini oyan derin bir iç muhasebe… İlyas’ta Raif Efendi’yi gördüm; Asel ise başka bir coğrafyanın Maria Puder’i gibiydi adeta.
Aynı an, aynı his, aynı sızı…
Diller değişse de renkler farklı olsa da yüreğin acısı değişmiyor. Çünkü insanın içindeki boşluk, dünyanın neresinde olursa olsun aynı sessizlikle yankılanıyor.