Bedenin yeniden doğumuna inandığımızı söylediğimizde Tanrınız bir insanı yeniden yaratırken çürümüş bedeni yerine küllerini kullanınca zorlanıyor muymuş?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat maalesef hayatta insanın kesin gözüyle baktığı, iki tarafın da ortak bir anlaşmaya vardığını düşündüğü ve her nasılsa aynı konudan sürekli bahsetmelerine rağmen aynı şeyi konuşmadıkları durumlar olabiliyor.
İnsanın aklı ve vicdanı aslen neyin gerçek neyin yalan olduğunu bilebilecek yetidedir. Ama küçüklüğünden beri sahte korkularla; sorgulaması ve içine doldurulan çöplerden kendini arındırması engellenmiştir. Bu nedenle de ne dinini ne de insaniyetini hakkıyla yaşayabilmektedir. Oysa sorgulamadan inanılan hemen her şey, hakikatten uzaktır.
Düşün,karanlık bir evin içinde dolaşıyorsun. Yüzlerce oda;her odanın içinde de çeşitli eşyalar var ama ışığın zerresi yok. El yordamıyla yönünü buluyorsun. Elbette çevredeki eşyalara zarar veriyorsun. Hem başkalarının eşyalarına zarar verir,hem de kendini yaralarsın. İnsan böyle bir ortamda yalnız kalınca deli mi,cani mi,yoksa ışıktan yoksun bir talihsiz mi olur?