"Dinleyin lan beni! Dinle İnsan! Vaaz vereceğim iyi dinleyin bakiyim!"
Cevabı bir kükreme oldu.
"Lan domuzlar lan. Domuz gibi çürüyorsunuz alayınız. İçinizde çoğu var ama azını kullanıyorsunuz. İçinizde deha var ve deli deli şeyler düşünüyorsunuz. Kalbiniz var boş hislerle dolusunuz. Hepiniz. Alayınız..."
Yuhalandı. Bir şey tarafından ele geçirilmiş birinin isterik tutkusuyla devam etti.
"Size harcatmak için savaş olması gerek. Düşünmeniz için sıkışmanız lazım. Büyük olmanız için meydan okumayla yüzleşmeniz lazım. Yoksa tüm gün kıçınızın üstünde oturun. Lan domuzlar lan! Pekâlâ, Tanrı da sizi kahretsin! Size meydan okuyorum lan ben. Ölün ya da yaşayın ve büyük olun. Ya kendinizi patlatıp merhum İsa'nın ardından gidin ya da beni bulun, Gully Foyle'u bulun ve ben sizi insan yapayım. Sizi büyük yapayım. Size yıldızları vereyim."
''Buna 'Büyük Yalan' yöntemi denirdi, Johnny. Sadece neden bahsettiğini biliyormuşsun gibi konuş, sanki gerçeklerden bahsediyormuşsun gibi. Çok hızlı konuş. Yalanlarını bir komplo kuramı çevresinde ör ve savlarını sürekli yinele. Nefret etmek ya da suçlamak için bir bahane arayanlar -büyük ama zayıf egoları olanlar- dünyanın işleyişiyle ilgili basit ama kulağa hoş gelen açıklamalara dört elle sarılacaklardır. O tip insanlar seni gerçekler hakkında hiçbir zaman sorgulamazlar.''
''Biliyor musun, anladığım bir şey var. Büyük idealler sevgine karşılık vermezlermiş. Alırlar, alırlar ama hiçbir zaman geri vermezler. Kanını, ruhunu tüketirler, eğer izin verirsen; hiçbir zaman da yakanı bırakmazlar.
Büyük şeyler uğruna mücadele ederken karımı ve oğlumu yitirdim. Bana ihtiyaçları vardı ama ben tutmuş, dünyayı kurtarmaya gitmiştim. ... Bugün artık insanlarım için, çiftliğim için, elle tutulur küçük şeyler için savaşıyorum.''
Ama niçin hiç kimse hiçbir yerde işleri yoluna koyma sorumluluğunu üzerine almıyor? Ben yardım ederdim. Böyle bir önder için tüm yaşamımı feda ederdim.
Ama büyük düşlerin tamamı yok olmuş gibiydi. Bütün iyi adamlar -Teğmen Van ve Drew Simms gibi- onları korurken öldüler. O düşlere inanan bir tek ben kaldım.