Her gün namazlarda okunan "Elhamdullillahi rabbil âlemin/Hamd tek bir âlemin değil, tüm âlemlerin rabbi olan Allah'a aittir." ayetinde Allah, sayısı bizce meçhul olan âlemlerden bahsediyorsa, o zaman risâletin mesajı sadece bir âleme değil belki bin âleme ulaştırılmalıdır, O halde durmak yok, bıkkınlık yok, yorgunluk yok, dünyada var olan her insana bu mesaj ulaştırılmalıdır...
İşte biz Muhammed ümmeti ne yazık ki yıllar oldu halen Uhudları yaşamaya devam eder olduk. Uhudlarımız bitmez oldu. Zalim çizmeler mahzun ve mazlum coğrafyalarımızın üzerinden eksik olmadı. Hasret kaldık Bedir'deki manzaralara, hasret kaldık Hamzaların kükreyişine, Ali'nin adalet dağıtan zülfikarına, Sa'd'ın aleme duyurduğu hamiyet ve hamâsetine... Hasret kaldık, çünkü bizler de dinlemedik önümüzde duran Abdullah b. Cübeyr'leri... Onlar haykırdı yapmayın, etmeyin Muhammed'in emrine karşı gelmeyin, onun dediklerini unutmayın... Ama duymadık, duyurmadık bunun için de hep ağladık, hep feryat işittik, hep gözyaşı döktük ve hep mahzun olduk. Öyle ise yapılacak şey bellidir, bir daha aynı yanlışı yapmamak, siperleri terk etmemek, Muhammed'in dirilten sesine ve sedasına kulak verip, neyi bize emretmiş ise yapmak, bizi neyden alıkoymuşsa ondan da yüz çevirmek...