Yalan söylemeyi büyüklerimizden öğreniriz. Peki, yalan söyler miyiz? Hayır, hiçbirimiz yalan söylemeyiz.
Yalan kelimesinin çok geniş bir sözlük anlamı var. Kandırmak için söylenen söz, sahte, asılsız, gelip geçici, gerçeğe uymayan, doğru olmayan vb. Bana kalırsa, yalan, doğru olmayandan daha fazlasıdır. Daha da 'basit'leştirip bir atalar sözüyle söyleyelim: Yalan ile iman aynı yerde durmaz.
Yalan, insana mahsustur ama insanî değildir. Yalandan kim ölmüş, diyorlar. Yalan, insanı değil, insanlığı öldürür.
'Atın dört ayağı vardır, yine de tökezler.' Elbette hata yaparız, yapıyoruz. Tam da burada, Peygamber Efendimizin şu mübarek cümlesini hatırlatalım: 'Mümin hata yapar ama asla yalan söylemez.' Bir uyarı daha: 'Şaka da olsa, yalan söylemeyin.'
Yalan söylemek, dilin afetlerindendir. Evet, iki dilli olmak da öyledir.
Kulluğu unutmuşuz. Allah bizi sadece kulluk edelim diye yarattı ama aslî işlerimizi bırakmışız ve ne kadar ucuz gündemlerin arkasındayız. Ne kadar basit şeyler için ömür tüketiyoruz ama eğer biz yaratılış gayemizin Allah'a kulluk olduğunu hatırlasak Allah'tan başka hiçbir güce kulluğumuzu hasretmeden yaşamanın yollarını ararız. Çünkü Allah'a ait olan alanı başkasıyla paylaşmanın adı şirktir.