Şimdi kendisinden ne kadar hürmetle bahsedilse yine az diyebileceğimiz İmam-ı Âzam'ın bir sözünü söylemenin sırası geldi. Önünden İbrahim Ethem geçerken ayağa kalkıyor, büyük İmam... "Buyrun, seyyidimiz, efendimiz!.." diyor, İbrahim Ethem'e...
O bir derviş... Tâcını, tahtını Allah aşkına feda etmiş bir derviş... Selâm verip geçiyor. Talebeler, (tabiî onlar zâhir ehli) koca müçtehid'e dönüyorlar, diyorlar ki:
"— Sizin gibi bir mezheb kurucusu, nasıl oluyor da bir derviş parçasına efendimiz diyor?”
Şu cevabı alıyorlar:
"—Şu yüzden ki, O Allah'ın zatı ile meşgûl, bizse işin dedikodusuyla.”
Sayfa 26 - İmam-ı Âzam, İbrahim Ethem·Kitabı okudu
Allah Resûlünün iki torunundan birisi, abdest alırken o kadar sararıyor ki, sendeliyor, düşecek gibi oluyor ki, ona soruyorlar:
" — Ne yapıyorsun sen, ne oluyorsun, işte abdest alacaksın, namaz kılacaksın... Kendinden geçer gibi olmak neye?..."
Cevap:
"— Kimin huzuruna çıkacağım, düşünmüyor musunuz?”
İşte abdest böyle alınır. Amele böyle bağlanılır.